Allah’ın ve Resülunün selam ve bereketi üzerinize olsun. Beş yaşında başlayan korkularım ben büyüdükçe artarak devam etti. Okul ve iş hayatından sonra evlendim. Evlendiğimin ilk 15 gün içerisinde rüyamda neden bu kişiyle evlendin bu seni öldürecek dendi çok etkilendiğim bu rüyama bir anlam verememiştim. Maddi manevi çok zorlu geçen evliliğimden 3 çocuğum olmuştu. 13 yıl sürdükten sonra boşandık. 16 yıl eğitim araştırma hastanesinde tedavi gördüm. Verilen ilaçlar çok ağır olduğu için karşı tarafta konuşan kişinin ne anlattığını anlamıyor fakat duyabiliyordum. Çok tepki veremezdim, anlayamadığım için de arada sohbet olmazdı. Ankara Atatürk eğitim araştırma hastanesinde aynı poliklinikte dört ayrı doktor dört ayrı teşhis koymuşlardı. Bipolar bozukluğu, anksiyete, manif depresif, şizofreni teşhislerini koymuşlardı. Üç aylık rapor ile kutu kutu ilaçları kullanıyor, günlük kendi temel ihtiyaçlarımı karşılıyordum. Neden yaşadığımı yada neden yaratıldığımı bilmiyordum. Her şey bana eziyet verici, zorlu mücadele gerektiren olaylar gibi geliyordu. Yaşamayı hiç istemiyordum çünkü bana göre dünya kötü ve kötülükten ibaretti. Beni anlayan, dinleyen sen de bu gün nasılsın diyen yoktu. Sanki dünyayı omuzlarımda o kötülük yapanların tepinmesiyle taşıyor, altta istemsiz sorgusuz onları taşıyormuşum gibi yaşadığımı düşünüyordum. Çoğu zaman ağlamakla geçiyor sanki biri bir gün gelip elimden tutup beni bulunduğum dünyadan çıkaracakmış gibi hissediyordum. Bu hissiyat olduğunda bilinçsizce kendimi güvende hissediyordum. Bu tür rahatsızlıklar zaman zaman artarak yada eksilerek devam eder. 14/6/2016 yılında Ramazan ayının 9. günü teravih namazından dönerken ey Rabbim ben de senin bu etrafımdaki kulların gibi nefes alabilir, normal şartlarda yemek yiyebilir, uyuyabilir miyim diye içimden konuşarak geldim . Eve girince internetten ne okuyayım da Allah’a yakın olayım, sağlığım iyi olsun araştırması yaparken ilk açılan sayfa Veysel karane sayfası ve ilk önüme çıkan yazı İstanbul’dan bir kişinin aynı benim rahatsızlığımı yaşadığını ve bu zikirle geçtiğini okudum. Yazıyı okurken sanki beni anlatmış hissiyle okuyorum bir yandan da içimden bir ses bu kişi en alt seviyelerde yaşamıştır ve geçmiştir senin rahatsızlığın geçmez diyordu. Zikrin yapılışına baktığımda çok kolay olduğunu beş yaşında bir çocuğun dahi yapabileceğini düşünerek başladım. İçimi çok farklı tarifi imkansız tatlı bir heyecan sarmıştı sanki çok istediğim hiç gitmediğim ama çok merak ettiğim bir yere yolculuğa çıkmıştım. Günde bir kaç kez dönüp dönüp ziyaretçi defterini okuyor hem mutlu oluyor hem de zikirle birlikte yaşanacakları ne zaman yaşarım diye düşünüyordum. Zikre başlayalı yaklaşık 1.5 ay olmuştu akşam zikrimi yaparken birden hiç duymadığım bir isimle kalbim bağırmaya başladı Aziz Mahmut Hüdai, Aziz Mahmut Hüdai kafamı yerden kaldırıp mutfak penceresinden baktığımda ilerde bembeyaz giyinmiş otoban yolunu işaret parmağı ile gösteren ve gel hem baban olacağım hem hocan diyordu. İnternetten baktığımda İstanbul Üsküdar’da ( İstanbul’u manevi olarak koruyan dört büyük sultandan biri )sevinçle yerimden fırladım o anki yaşadıklarımı anlatmam imkansız gibi bir şey. Bunun için Rabbimiz YAŞA VE GÖR kelamında bulunmuş hamdolsun. İlerleyen günlerde yine zikir anımda Rabbim bana seslendi elhamdulillah “ kulum sen hasta değilsin, bırak o ilaçları “ hitabını duyduğumda ilk kez böyle kuvvetli bir güven duydum Rabbime hamdolsun. Artık yaşantım cennete dönmeye başlamıştı hamdolsun. Eskiden ilaçlarla uykudan başımı kaldıramazken, artık hem az uyuyor, hem kaliteli bir uykuyla dinlenmiş sağlıklı bir şekilde kalkıyordum hamdolsun Rabbime benim gibi aciz bir kukuna sahip çıktığı için. Her şey vaktine esirmiş meğer. Rabbim beni Ramazan ayında huzuruna alarak bu ayın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennemden kurtuluştur , kullarına sevgiyle nasıl da sahip çıktığını yaşatarak öğretti ilminin sayısınca hamdüsenalar olsun inşaallah. Rabbimi anmaya devam ediyorum diye bütün sıkıntılarımı vakti saati geldiğinde alıverdi hep yerine iyisini, temizini, güzelini koyarak elhamdulillah. Rabbim, oğlumun düğününde o kadar çok yardım etti ki bu gün düşünüp düşünüp hala akıl sır erdiremediğim yerler oluyor hamdolsun. Rabbim, rahmetini üzerimize dökmeye devam ediyor hamdolsun. Hamdımızda, şükrümüzde az kalıyor. Canım Muharrem hocamızın “ sevin Allah’ı, çünkü Allah sizi çok seviyor, dediği gibi. YAŞAYIN VE GÖRÜN.