Allah'ın, Resulü'nün selam ve bereketi üzerinize olsun 🌹 Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Sizden herkes, ihtiyaçlarının tamamını Rabbinden istesin, hatta kopan ayakkabı bağına varıncaya kadar istesin." [Tirmizî, Daavât 149, (3607, 3608).] Öncelikle ne nefsimizden ne ruhumuzdan bunun ayrımını yapabilmeliyiz ki bu bir ihtiyaç midir yoksa bir ihtiras midir bilelim çünkü Rabbimiz ihtiraslara değil ihtiyaçlara cevap verir. Marifete gelene kadar ihtiyaçlarımızı sadece yaşamsal faaliyetlerimizi devam ettirmek için gerekli maddesel şeyler olarak veya rahatımız için gerekli ihtiyaçlarımız olarak görüyorduk bunları istiyorduk. Saglik istiyorduk huzur afiyet istiyorduk iyi bir aile geçimi vs. Marifetle birlikte neyi nasıl yapmamız gerektiği bizlere rüya yoluyla veya yasatilip gösterilerek öğretiliyor. Mesela çok zayıf bir fiziksel yapım vardı hep güçsüzdüm az bir yol yürüyünce dahi yoruluyordum nereden duymuşsam " Allah ım bana heybet ve azamet ver" diye dua ediyordum Envar ül aşıkın ı okurken bir yer dikkatimi çekti Rabbimiz kutsi bir sözünde " kullarım Benden azamet istemesinler azamet yanlız Bana mahsustur" buyuruyordu. Bir anda ufak bir şok geçirdim " Rabbim ben uzun yıllardır bu şekilde dua ediyorum Sen bana ceza vermedin bu kadar zaman bekledin sabrettin ve bana üzmeden incitmeden nasıl büyük bir zerafetle öğrettin diye ... tövbe namazı kıldim özür diledim .Sonrasında esas düşmanımın içimde yasayan nefs adlı bir fasık kâfir olduğunu ve ona karşı heybetli olmam gerektiğini De ki kendinizi gördünüz mü? ayetini yasattiginda öğrendim. Rabbime hem hayretim arttı hem hayranlığım arttı hem de hasretim arttı. Böyle bir Rabb kesen taş eden olamazdı... Mesela Marifetten önce pek çok sıkıntılı dönemde başımı gökyüzüne kaldırıp Rabbim yetiş nerede kaldı yardimin anlamında gökyüzüne bakmışlıgım olmuştu. Kur 'an okurken Rabbim Bakara suresi 144.ayetiyle cevap verdi "Doğrusu, biz, yüzünün semaya yöneldiğini, orada şekilden şekile geçerek, aranıp durduğunu görüyorduk. Artık seni hoşnud olacağın bir kıbleye çevireceğiz. " ayetiyle sadece bir bakışımı dua saymış lütfetmiş ve cevap vermişti. Oysa ben Rabbim yetiş demeyi bile akıl edemezken... Tevhit bayrağımız Fatiha 'nin 4. Ayeti sancagimiz dedik, sancak nedir? Içerisinde bulunduğumuz bölge, bu bölgenin bir işareti..Bizler Hakkı hakikati batila tercih edenleriz yani bu bölgedeyiz. Sevgi ispat istemez mi? Sahabe Efendilerimiz Peygamber Efendimiz s.a.v den "yanlız Sana kulluk eder yanlız Senden yardim dilerim" ayetinin önemini öğrendiklerinde daha dikkatli davranmış daha çok hassasiyet göstermişlerdir örneğin; devenin üzerindeyken kılıçları yere düştüğünde yanlarında bulunan arkadaşlarına - kılıcımı bir aliverir misin? dahi demez deveden iner kılıcını alır tekrar binerlermiş. Bizim için ne kadar basit ne kadar sıradandı oysa en azından çocuğumuza bir bardak su istemek ... Işte bu yüzden Rabbimiz " kullarım neden az düşünüyorlar" buyuruyor . Ben o bir bardak suyu istediğimde sancağın altından çıktığımı fark etmedim bile , o suyu kendim alma gücüne sahipken ayağa kalkmam gerektiği için susadigimi hiç düşünmedim bile.. Rabbimden isteseydim " Rabbim bana güç ver suyumu almaya üşeniyorum deseydim nefsime darbe vuracaktım onun tembelligini yakacaktım belki de.. Abdulkadir Geylani hz ; " Ey oğul bir şey sana verilmemişse onu isteme o şey üç sebeble yaratılmıştır, birincisi senin nasibin olarak yaratilmistir sen istesen de istemesen de o sana gelir asla başkasına gitmez. Ikincisi bir başkasının nasibi olarak yaratilmistir o ona gider asla sana gelmez. Üçüncüsü belâ için tecrübe için yaratilmistir ısrarla istersen belâ istemiş olursun bela isteme! " buyurmuştur. Neyi nasıl istememiz gerektiğini dahi Rabbimize sormanın önemini bu şekilde öğretiyor büyük Sultan .. Bizler marifete gelince "Allah ım bu konuda benden ne duymak istiyorsan bana onu öğretir misin onu söyletir misin?" diye dua etmeyi öğrendik öncesinde olsa kendi irademizle dua etmemiz gerektiğini düşünürdük halbuki Kur 'an da o kadar çok ayette neyi nasıl istememiz gerektiğini, duayı bizzat Rabbimiz öğretiyor .. okumadık Kur 'an cahili idik şimdi öğrendik öğreten Rabbimiz e hamd olsun .. Ee mü 'minin mü min e duası hayırlıdır buyurmuş Efendimiz s.a.v diyorlar dine yeni şeyler katıyorsunuz diyorlar, evet biz yeni şeyler öğrenip gerçeğini doğrusunu öğrenip ögretenleriz ... Bu hadis i şerifinde Peygamber Efendimiz s.a.v " duaya müstahak olmanın hayrını " öğretiyor yattığınız yerden hadi bana bir dua ediver demenin ne gibi bir hayri olabilir ki .. Kader gayrete aşıktır. Bu yüzden biz kimseden dua dahi istemeyiz .. "Nefsin 5 000 yüzü 10 000 tuzağı vardır" buyurmuş Sultanlarımız, nefs puslu görmüş havayı Esmalarla yol almaya çalışan Tevhidi bilmeyen kullara kurmuş tuzağı. Bir eşya mi alacağım hemen hazır vesvese ; " sen masivaya battın dünyaya meyl ettin onu alırsan Rabbinin rizasindan uzaklaşırsın " ( korkuyla yönetme politikasi ) oysa ki gidip bakıyorum benim cömert Rabbim ayırmış bir tek kalmış rafta almak istediğim bekletmiş benim rızkımı... en basit gibi görünen olaylarda ne büyük tuzaklar kuruyor nefs denen musibet onun sırtına binersem olacak bana ziynet o benim sırtıma binerse benim halim olacak zillet.. Mesela koltuklar eskidi evde gittik koltuk aldık hiç alakası yokken tava hediye ettiler nefs vesveseyi verdi " sen dünyalığı çok seviyorsun o yüzden Rabbin senden bıktı o yüzden verdi " amaç ne şükürsüzlüğe düşürmek oysa ki ben yıllar önce beğenmiştim istemiştim ben unuttum Rabbim unutmadı ikramda bulundu ben O'nu daha çok seveyim diye Sevgilim bana lütufta bulundu. Marifetten önce olsaydı nefsin tuzağına düşmek çok kolaydı.. Rabbime hem hayretim artti hem hayranlığım arttı hem de hasretim arttı. Böyle bir Rabb kesen taş eden olamazdı... O El Ganiyy bitmek tükenmek bilmeyen hazineler sahibi.. Peygamberinin üzerine aldığı bir hakkı bile kuluna ödeyen bir sevgili değil mi? O Benim Peygamberim sen sıradan bir kulumsun senin ne hakkın olabilir ki ? Diyebilirdi ama El Hakim o değil mi ? Gereksiz ve abes iş asla yapmayan ... Gereksiz ve abes iş asla yapmazsa ve ben gerçek iman sahibiysem marifetten önce de verdiğinde de vermediğinde de bir hikmet olduğunu bilmem gerekirdi. Idrak için tefekkür gerekir tefekkür için okumak , temiz akıl için zikir gerekir zikir için sevgi gerekir sevgi için belâ gerekir üzüntü gerekir bu da Nazı cilveyi gerektirir .. Rabbimize sevgili olmaksa amacımız bir sevgili nasıl davranırsa öyle davranmak gerekir. Mesela bugün bunu giyeyim mi ? Ben nefsin istediğini giysem belki o gün enaniyete düşecegim nefs hep begenilmek isteyen alkış bekleyen değil mi? ... Bugün buraya gitmek istiyorum ama param yok Sen bana verir misin? Gibi... Doktor mu bilir hastanın ilacını hasta mi? Kendi reçetesini kendi yazan hastaya benzer ben biliyorum diyenin hali doktor dururken kapıdaki dilenciden reçete yazmasını istemektir Rabbinden istememek değil mi? Kullar zahirde ne kadar zengin olursa olsun bir dilencidir Rabbinden dilenen çünkü herşeyin sahibi O.. Rabbimiz zatında ve sıfatlarında asla hiç bir yarattığına benzemez eşi ve benzeri olmayan Padişahlar padişahıdır O.