*ZİNCİRİ KIRMA*
İnsanoğlu yaşadığı zaman , ortam ve şartlar gereğince şekil alır, akışa ayak uydurur. Geçmişten bugüne süregelen akışta , teknolojinin geldiği üst nokta , hayatın temposunun hızı insanları arayışını kuvvetlendirdi. Madde aleminin yükselişi ve insan hayatındaki yerinin büyüyüşü manevi açlığı ortaya çıkardı. Bu açlıktan kurtulma çabası insanların arayışını gün be gün katlamakta. Ancak arayışın temeli önce ne aradığını bilmekten geçer. Çoğunluğun yaptığı kişisel gelişim kitaplarına yoğunlaşmak oldu.Helede inanç noktasında sıkıntılı olanlar için ilk yönelecek alan da orası gibi görünüyor. Bu alanın eksikliğini ortaya koyan bir yazı dikkatimi çekti. Son zamanlarda dünyada popiler olan bir kişisel gelişim yöntemine istinaden yazılmış yazı şöyle:
Zinciri kırma ünlü bir metodun ismi.Bu metotta kendinize günlük ve haftalık metotlar belirliyorsunuz.Hedefinize ulaştığınız günlere çarpı atmaya başlıyorsunuz.Bu çarpılarla bir zincir yapıyorsunuz ve pes etmiyorsunuz.O zinciri kırmıyorsunuz ama bir problemimiz var.
Kişisel gelişim uzmanları sürekli hedeflerimiz olması gerektiğini söylerler.Şunun gibi hani6 saatten fazla uyumayın, Bir dil öğrenin, Haftada bir kitap bitirin, Durmayın sürekli koşun, Hayallerinizden vazgeçmeyin, Zinciri kırmayın…
TamamOnlara itiraz etmiyorum ve benimde bir tablom var her hedefime ulaştığım güne çarpı atıyorum. Bende pek çok hedefin peşinden koşuyorum. Ama sorun ne biliyormusunuz?
İşin en önemli kısmından bahsetmiyorlar. Şimdi size basit bir matematiksel örnek vereceğim.
Düşününki sayılar topluyorsunuz. Mesela bu seneye kadar topladığınız sayılar 40 olsun ve bu seneden sonra başlıyorsunuz toplamaya , Seneye 5 ekliyorsunuz sonraki sene 7 ve devam ediyor
40+ 45+ 52 +….
Ve bilmediğiniz bir süre geriye doğru sayıyor. Süre bittiğinde yeni sayı toplayamayacaksınız. Peki hırsla topluyorsunuz, Süre bitene kadar devam ediyorsunuz. Ve tamam süre bitti diyorlar.
Ve farkediyorsunuz ki aslında sayıları koca bir parantezin içinde toplamışsınız.Ve sonunda koca bir 0 var
Bu parantezdeki sayılar sonundaki sıfırla çarpılıyor ve yıllarca topladığınız sayıları yutuyor
Ve sonuç 0 oluyor
( 40 + 45 + 52 + 65 + 78 + 89 + 93 + 105 + 140 ……. ) 0 = 0
Tabiki hayal kırıklığına uğrarsınız. Tüm çabalarınız 0 tarafından yutulmuştur. İçinizde birpişmanlık doğar ve dersiniz kiKeşke en başında resmin bütününü görseydim .Ordaki sıfırı görseydim ve onu 1 ile değiştirseydim
Tabiki bir yıl sonrası için hedefleriniz olacak. Haftada bir kitap bitirmek ,bir dil öğrenmek, aylık geliri 5000 e çıkarmak vs. Tamam ama neden, hedefleri ne için koyuyoruz?Zinciri ne için kırmıyoruz
Eğer daha rahat ve saygın bir hayat içinse unutmayınki bunlar ölüm ile sıfırlanacak
İngilizce bilenle bilmeyen aynı seviyeye gelecek, çok kazanan ve az kazanan aynı durumda olacak
Hedeflerine ulaşanla ulaşmayan aynı halde olacak. Ölüm herşeyi sıfırlayacaksa daha fazla sayı toplamanın ne anlamı var. Sonunda yaşayacağın hayal kırıklığını daha da artırır sadece
O zaman mantıklı olan resmin bütününü en başta görmektir.Ne zaman biteceğini bilmediğim bu hayat yolculuğunda ilk işim ölümü sıfır olmaktan çıkarmaktır. Peki ama nasıl?
Bunları sonsuza dönüştürmenin bir yolu olmalı,bir sonsuzluk mührü olmalı
Yaptığım her şeye basmalıyım ve işte burda mühür var sıfırlanamaz diyebilmeliyim
Böyle bir şeyi ise ancak her şeyin sahibi söyleyebilir.
Ve O diyorki
“ Her şey helak olur “ (kasas 88)
Dünyada yaptığın herşey
O na bakan yönü hariç
Yani niyetiniz Allah a dönükse, herşeyi Onun rızası için yapıyorsanız yok olmayacak yaptıklarınız
Cennette sonsuz hale dönüştürülecek
Örneğin haftada 3 gün İngilizce çalışarak dil öğreneceğim çünkü islama İngilizce alanında hizmet etmek istiyorum
Aylık kazancımın 15 000 e kadar çıkmasını istiyorum çünkü bu parayı Kuran daki mesajların tüm dünyaya ulaşması için harcayacağım …
İşte sıfır çarpanını yok edip yaptıklarına sonsuzlık mührü vurdun artık. Böylece hayat boyu topladıkların ölümle son bulmaz. Amellerinde Allah rızası olanlar ölümü öldürmüş olurlar. Yaptığın iş Onun rızası içinse fani olmaz . Şimdi şöyle diyebilirsiniz.
Ben O nu , her şeyi Onun için yapacak kadar çok sevemiyorum ki.
İşte esas sorun da burda başlıyor.
Onu sevecek kadar tanımıyorsun ki
O halde ilk adım Onu tanımak
Ne kadar çok tanırsan o kadar çok seversin ve ne kadar çok seversen de o kadar çok amelinde O nun rızasını amaçlarsın.
O zaman tanı Onu
Seni yaratanı tanı,seni neden yarattı, hergün neden sana milyonlarca nimet veriyor, oku keşfet. Bunun için sana bir ömür verilmiş.
Uzmanların dediği gibi zinciri kırma ama Onun rızası için yap herşeyi ve ebediyeti kazan. O bilinmeyen süre azalıyor ve toplamaya başlamadan önce o sıfırı silip birle değiştirmen gerekiyor.
“ Allah müminlerden canlarını ve mallarını karşılığında cennetle değiştirmek üzere satın almıştır”
( tevbe-111)
Bu yazı islam inancına sahip olmayan bir ülkede paylaşılmış. İslam inancına sahip olmayan bir topluma hitaben gibi görünse de bu gün kendi ülkemizde de inanç sahibi olan binlerce insan aynı kişisel gelişim kitaplarıyla açlığını giderme çabasında. Bu daha da vahim değilmi. Daha vahimi inandığımız dinimizi, Peygamberimizi, inandığımız Rabbimizi tanımıyor , sevdiğimizisansakta sevemiyor oluşumuz. Bunun arayışına giremiyor oluşumuz. Onca yaşananı, dünyaya neden geldiğimizi , burdaki vazifemizin ne olduğunu hiç merak edip düşünmüyor oluşumuz. Müslümanım diyip kendi kitabımızdan bihaber oluşumuz. Rabbimizin bizlere neler öğütlediğini, bildirdiğini hiç okumuyor oluşumuz. Kuranda yüzlerce ayette sizler hiç düşünmezmisiniz, neden düşünmezsiniz,akletmezsiniz diyen Rabbin kelamından haberdar olmayışımız.
Kendimde başlayan arayış, onlarca çabanın ardından bulamayıp, artık sana bıraktım ben bulamıyorum sen çıkar karşıma diye teslim olduktan sonra önüme serdiği buldurduğu yolu , marifet kapısının anahtarı veyselkarane zikri ile öğrendim ki nefsini bilen Rabbini bilir. Marifetin kapılarının açılması ve önce kendini , nefsini bilme beraberinde Rabbini bilmeyi ve sevmeyi getiriyor. İşte buda günden güne O yüce yaratıcına,aslına, özüne olan sevgini katlıyor. Sır perdeleri bir bir aralanmaya, sebepleri idrak etmeye başlıyorsun. Her insanın dünyaya getirilişindeki esas amaç olan yaratıcısının emanetini yüceltip, layıkıyla teslim etme görevini öğreniyor ve artık boş bir hedef üzere değil hak üzere yaşamaya başlıyorsun. Biliyorsun ki artık vazifen odaklı yaşadığın sürece her gayretin sana ebedi hayatında binler katıyla iade edilecek. Yukarıda anlatılan örnekteki çarpanın sıfır oluşu iman etmeyen insanlar için. İman edenler için Allah her iyiliğe 10 misli ile karşılık vereceğini söylüyor. O halde iman eden bir kul için en basitiyle çarpan 10 .peki iman etmekle kalmayıp asli vazifesini öğrenen ve artık bu görev üzere yaşamaya başlayan, kulluk makamının erlik tepesine ulaşan kişinin çarpanı ne olur? Elbette rahmeti sonsuz olan Rab o çarpanıda sonsuz kılar...