Allah'ın ve resul'ünün selam ve bereketi üzerinize olsun.
Yıllar önce bir imtihana girdim hamdolsun. Tüm kapılar kapalı ve gidecek hiçbir yerim yoktu. O zamanlar Rabbimin, bu imtihanı 'kulum bana gelsin' diye gönderdiğini bilmiyordum. Bizim de tüm kapıların kapanık olduğunu görmemiz ve kimsenin bir şey yapamayacağını anlamamız gerekiyordu Allah'a gitmemiz ona el açmamız için... Ne büyük bir cahillik...
Yanmadan olmaz der ya sultanlarımız evet olmuyormuş. O öyle bir yangındı ki beni bir arayışa sürüklemişti. Oruç, namaz, kur-an... Bu ibadetleri yapıyordum. Fakat içimdeki varlıkla öyle bir savaş vardi ki... O varlığın ne olduğunu bile bilmiyordum. Araştırırken nefsin ve iblisin vesveselerinden kaynaklı olduğu karşıma çıkmıştı. Peki ben bunu nasıl yenebilirim diye araştırdım Onu aç bırakarak cevabını aldım ama bahsettikleri mide açlığıydı. Kimse dönüp de onun isteklerini yapmayarak aç bırakırsın demedi çünkü bilmiyorlardı. Ben de haftanın 2-3 gün günü oruç tutmaya başladım... tabii susmadı o kafir varlık ama içimdeki yangın da beni hep Rabbime yaklaştırdı. Sonra elime Allah'ın sevgisini anlatan sultanların, onları konu eden yazarların kitapları çıktı. Sevgiden, muhabbetten, samimiyetten bahsediyorlardı. İşte o vakit Sevgi tohumuna su da eklediler. İçimin yangınının adını buldular.
Artık imtihan nefsimin isteklerini yakmıştı. Her yerde rabbimi görür olmuştum herkes sendeki bu sakinliğin, huzurun sırrı ne diyordun yüzünde ve gözlerinde ışık var nur var diyordu. Ben de onları anlatamıyorum. Ne anlatabilirdim ki bilmiyordum... Allah'ı sevin demek o zamanlar sanki kötü bir şey gibi geliyordu. Çünkü bize kimse öğretmedi sevgiyi hep korkuyu aşıladılar.
Sanki alem bana hizmet etmek için can atıyordu. İmtihanımda hafiflemişti. Hatta son dönem alınmıştı. Çok daha rahattım çünkü gereken dersi öğretmişti Rabbim. Lütuf üstüne lütuf yağmaya başladığı döneme geçirmişti. Tüm istediğim şeyler oldu okulu dereceyle bitirdim istediğim üniversite ve bölüme en sevdiğim arkadaşımla yerleştim. Orada da aynı başarıyı yakalamayı nasip etti Rabbim. Ev arkadaşım iyi etrafım günlük güneşlik maddi manevi her türlü rahatlığı gönderiyordu ama en önemli nokta şuydu ki benim Allah ile olan muhabbetim bu bolluk içinde azaldıkça azalıyordu. İbadetlerim, sevgim, hasretim...
Bunu fark ediyordum ama sanki bir şey bana engel oluyordu düzeltemiyorum. işte o bir şey nefsimmiş daha sonra anladım. Ama Rabbimiz öyle merhametli ve Ganiy ki aciz kuluna bu halinde bile nimetlerini vermekten hiç vazgeçmedi öyle güzel bir allah'ımız var ki kulunu sevmeyi hiç bırakmadı biz onun verdikleri karşısında çok aciz ve asiyiz.
Sonra bu aciz kul nasihatle gelmeyecek musibeti gönderdi. Çünkü Rabbim beni, bizi öyle seviyor ki ona yalvarmamızı, onu anlamamızı, dua etmemizi, nefsimizle mücadele etmemizi istiyor...
Yeniden bir imtihan başladı hamdolsun. Ama bu defa gidilecek adresi biliyordum. Öğretmişti Rabbim...
Serdim seccademi büyük bir hasret ve özlemle açtım ellerimi rabb'ime. Af diledim imtihanın sebebini ilk günden gösterdiği için şükrettim gelen cevap şuydu: "Uzaklaştın kulum benden ben seni özledim sen de beni..."
Özlediğim Rabbime vardım. O dilediği için vardım. O dilemezse ben Allah dahi diyemezdim diyemem de ama içimde bir boşluk vardı. Evet ibadetimi yapıyorum evet orucumu tutuyorum evet Rabbimle konuşuyorum ona sevdiğimi söylüyorum ama hep bir yanım eksikti.
Sonra her namazımda dua ederken Rabbim şöyle söyle dua ettiriyordu: "Allah'ım beni sana getirecek en kısa yol neyse onu nasip et Allah'ım etrafımı sevdiğin kullarınla doldur."
Bu duayı ettirmeden seccadeden kalkamıyorum bir nasip eden var elbette... Şairin dediği gibi: Şekeri şerbeti kendinden mi sandın?
Dağlara taşlara doğaya bakıp neredesin Rabbim diyordum nerede doğru yolun diye soruyordum. Araştırırken bir dizi çıktı karşıma "Aşkın yolculuğu". Tek nefeste izledim doyamadım bir daha izledim. O kadar şey varmış gibi bilmediğim... (Halada öyle...) O zamanlarda öğreten yoktu çünkü. Bir hocanın tasavvuf sohbetlerini dinliyordum evet hep bir kamil'i Mürşid den bahsediyordu ama ben nereden bulabilirdim öyle bir insanı? tarikat cemaatlere hiç bulaşmadım çok şükür çünkü onlar, içimde yaşadığım sevgi ve muhabbetlere tam zıtlardı ve dedem hep bize şunu öğretmişti "para ile iş yapan hocalardan kaçın onlarda ne muhabbet ne de sohbet vardır" derdi. Elhamdülillah öğreten yaşatan Rabbimize...
Ve ... o gün geldi.
Yeniden doğumumun başladığı gün Allah razı olsun canım halamdan onunla da hep Allah aşkı, sevgisi, merhametinden sohbetler ederdik. Bir gün telefonda konuşurken halam: "Arkadaşım Rüya görmüş rüyasında Veysel karane zikrini söylemişler. O da buldum Derya buldum diye zikri bana söylüyormuş" dedi. Araştırmışlar bana da anlattı çok etkilendim ama nefsimin bir sürü bahanesi baş gösterdi. Hadi cemaat ya da tarikatsa dedim. Onlar da fetö gibiyse dedim. Rabbim affetsin bir yanım coşarken diğer yanım itiraz ediyordu. İşte ruh ve nefsin çatışması. İlk başta yok dedim ama gönlüm hep yapmaktan yanaydı. Sonra Rabbime dedim ki seni zikretmenin anmanın ne gibi bir sakıncası olabilir ki? Faydadan başka bana ne verebilir ki? baslayacagım inşallah dedim ve hamdolsun başladım. Tabii ki bir huzur hissettim. Tarifi imkansız...
İkinci gün nefsimi gördüm. Ama ne olduğunu bilmiyordum. Rüyamın anlamını da merak ediyordum araştırırken öğretmem seçmem gerektiğini öğrendim tabi ona da itiraz etti nefsim ama merak da ediyordum. Hamdolsun öğretmen seçmeyi de nasip etti Rabbim. Arkadaşım vardı üniversiteden Ayşegül. Ona da anlattım birlikte başlamıştık o da aynı hali yaşıyordu. Konuştuk öğretmenimizle. Rüyalarımızı yorumladı evet gördüğüm hayvan tam beni anlatıyordu. İçimdeki o koca boşluk dolmuştu. Ayşegülümün de öyleydi bir coşku ve heyecanla yapıyorduk. Sohbet edip yaşadığımız hallerden bahsediyorduk. Bambaşka bir lezzetti. Aklımızdaki tüm soru işaretleri gitmişti.
Bu yazıyı okuyan ve başlamaya tereddüt eden kardeşim varsa sakın tereddüt etmesin başlasın. Tüm itirazlar nefstenmiş meğer. Nefsimizi gördükten sonra manevi şifa verildi aşırı bir bel ağrım vardı doktora gidiyordum hiçbir şey çıkmıyordu masada bile oturamaz olmuştum uykularım bölünüyordu. Sancı çekmekten ağlayamıyordum bile. rabb'ime dua ettim sonra rüya gördüm Doktorlar tedavi ediyordu tertemiz bir hastanedeydim öğretmenimi anlattığımda manevi şifa verildiğini söyledi. Aradan bir hafta geçti ben kuş gibi rahatladım değil bel ağrısı başım bile ağrımıyordu ne kadar şükretsek azdır yaşatan Allah'ın şanı ne yüce.
Bir gün yolda yürürken tevhid çekiyordum doğanın düzenini tefekkür ediyordum sonra ağaçta kuş topluluğu vardı Allah Allah diye zikrediyorlardı. Yanımdaki arkadaşıma sordum duyuyor musun kuşların sesini zikrediyorlar diyordum heyecanla...
O da hayır normal ötüyorlar dedi. Durdum tekrar dinledim evet Allah diye zikrediyorlardı. Rabbim duyurmuştu. Alem zikrederken insan uykudaymış meğer. Sonra ayşegül'üme anlattım bu hali o da Bana: " ben de staja gelirken yolda yürüyordum üzerimden bir kuş topluluğu geçti Allah Allah zikri ile. Delirdin mi diye düşünüyordum sen de yaşamışsın aynısını" diye söyledi yaşatan allah'ımızın şahan'ı ne yüce. Kısacık zikre neler yaşatıyor neler veriyor dosdoğru yol bu yol değil de ne o kadar aradık hangisi gönlümüzü mutmain etti? Rabbim bu garip kulu gibi birçok kardeşimizede dua ettirmiş: "Bana doğru yolu nasip et" diye. Sonrada bu zikir karşılarına çıkmış. İşte en güzel cevap Rabbimizden. Şükürler olsun...
Sonra ruhum doğdu. Güzel bir bebek... Hocamda artık onu büyütme besleme zamanı dedi.
Tefekkür yapmayı, kuran okumayı, aklımı kullanmayı, dua etmeyi, her an O'nun huzurunda olmayı nasip etti. Bir ömür alnımi secdeden kaldırmasam verdikleri karşısında şükrüm yetersiz kalir.
Evet imtihanlar ara ara geldi. Ama yüzümde gülücük hiç eksik olmadı çünkü Rabbim hafifletiyordu. Gereken mesajı alınca o imtihanıda alıp götürüyordu.
Bu arada da o kadar lütuf yasatiyordu ki... Anlatmakla bitiremem. Yaşayın ve görün. Yaşanılanlarin hepsi doğru hepsi hayret makamını yaşatıyor. Anlatılanlardan çok daha fazlası yaşanıyor. Bize yaşatan Ganiy olan Allah sana vermez mi saniyorsun? Daha güzellerini versin inşallah🌹
Yaşa ve gör. Daha fazla geç kalma. Sonra geçmiş yıllarına yanıyorsun.
Zikirde 4. yılıma gireceğim inşallah. Ben 4 yaşındayım diyorum. Geçmiş yıllarimi bomboş görüyorum. Sende gel ve doldur o boşluğu inşallah.
Sevgi yoksa heybende hayat anlamsız
Zikirden öncede ibadet yapıyordum ama zikirle birlikte bambaşka bir tat aldım
Ve devamlı hale geldi
Çünkü yanlış yaptigin an uyarı alıyorsun
Yardımlar ilk elden geliyor
Hayat daha kolay hale geliyor.
Bir çiçeği büyüten sevgi insani güzelleştirmek mi sanıyorsun?
Hayatını güzelleştirmek
Gerçek huzur ve mutluluğu tatmak için sende gel.
YAŞA VE GÖR 🥰