Allah'ın, Resul'ünün Selam ve Bereketi Üzerinize Olsun.

YAŞA VE GÖR

Animated Sidenav Example

Click on the element below to open the side navigation menu.

☰ open

Visitor Book






* Size geri dönüş yapabilmek için lütfen kullandığınız bir mail adresinizi yazınız.

Tayfun Aysoy 15.03.2020

Allahın ve Resulunun selam ve bereketi üzerinize olsun SEN BİR SAVAŞÇISIN Kuranda Rabbimiz şeytan sizin için apaçık bir düşmandır buyuruyor. Size savaş açanlarla Allah yolunda savaşın emri geregince bizlere düşen en büyük vazife bu düşman ile mücadele etmektir. Şeytanın, Nefs adında sürekli bizim yanımızda bulunan bir yardımcısı vardır. Bu düşmanlarımıza karşı savaşmak için önce onları tanımamız gerekiyor. Bunun yolu da zikirden geçiyor. Tevhid ile birlikte düşmanlarımıza karşı savaş açtığımızı dilimizle söylemeye başlıyoruz. Bu durum aynı zamanda hac için bir vakit göstergesidir. Düşmanı farkedip, öğrendikten sonra, tevhid ile birlikte bu savaşı başlatıp manevi hacca başlamış bulunuyoruz. Nefsin binlerce farklı özelliği ve hilesi vardır. Bunlardan bir tanesi de arkadan yaklaşmasıdır. Sürekli zikirden önce ki yapmış olduğumuz hata ve kusurlarımızı bize söyleyerek yol almamızı engellemeye ve bizi yıldırmaya çalışır. Bizler sabah akşam zikrimizde tövbe çekiyoruz. Bunu tefekkür edip idrak edip nefse bununla cevap vermeliyiz. Nefsimizin bizlere verdiği her vesvese ve yaptığı her saldırıya karşı bizlerde haksız saldırıda bulunmadan ve aynısı ile karşılık vermeliyiz. Her hilesine karşı marifet gözü ile bakarak, Kuran ve sünnete dayalı cevap bulmalı ve vermeliyiz. Nefis Allaha karşı bize başka sevgililer bulmaya çalışır. Zayıf tarafımızdan yaklaşıp hangi konuda hassas isek oradan bizi yakalamaya ve her zaman Allaha karşı bir ortak bulma çabası içindedir. Kendisini her zaman geri planda tutarak sanki kendisinin hiçbir şeyden haberi ve ilgisi yokmuş gibi gizlenir. Kendi üzerindeki baskı ve zorlamadan kurtulmak için farklı hedefler gösterir. Bizler tevhid ehli olarak ve fatiha 4 sancak yapanlar olarak her zaman iyilik ve güzellikleri Rabbimizden, kötülüğü ise nefsimizden bilmeliyiz ve her zaman uyanık ve dikkatli olmalıyız. Nefsin herbir hilesi bizim için bir fitne sayılır. Bizi aklen  ve nefsen zehirler. Bu kişiyi öldürmekten daha beter bir duruma sokar. Fitne kalmayıp yani nefsin bütün oyunlarını öğrenip ona karşı zafer kazanacağımız zamana kadar bütün gayretimizle mücadeleye devam etmeliyiz. Nefsin bir hileside cimriliktir. Buna karşı Allah yolunda harcamalıyız. Yaşayıp gördüğümüz lütufların zekatını vermeliyiz. Aç olan insanları doyurmak için çaba göstermeliyiz. Düşmanı tanıyıp onunla savaşa başladıktan sonra vereceğimiz en ufak bir taviz çok büyük zarar görmemize sebeb olacaktır. Kendi elimizle kendimize zarar vermemeliyiz. Bundan ne olacak ki, bir kereden ne olur vs daha binlerce masumiyet maskesi altında nefsin arzu ve heveslerine karşı dikkatli olmalıyız. Bu savaşı kazanmamızın ve kurtuluşa ermemizin tek yolu korkmaktır. Sultanlar nefsini bilmeyenden ve Allah'tan korkmayandan korkmamız gerektiğini söylerler. Zikirle birlikte bizlerde bir tek korku oluyor o da, Allahı zikredememekden ve Ondan uzak kalmaktan ve ayrı düşmekten duyduğumuz korkudur. Bize nasib olan bu yolda şaşırmadan, şımarmadan, yoldan çıkmadan, layık olmak için elimizden gelen bütün gayreti göstermek ve bu yola insanları davet etmek bizim asli görevimizdir. Rabbim bütün işlerimizi hayırlı, kolay ve mübarek eylesin, ilmimizi ve gayretimizi arttırsın.

Ayşe ozugul 04.03.2020

ALLAH'IN VE RESULUNUN SELAM VE BEREKETİ UZERİNİZE OLSUN EY HANE HALKİ 🌹 canım kardeslerim gibi bende bu yola girene kadar hayatımda yapmadığım hata kalmamıştı. İçimde bir hüzün bir boşluk Neydi bu Neden mutlu hissedemiyordum kendimi Aradığım neydi İstediğim neydi Bu boşluğu hep dünyalık şeylerle doldurmaya çalıştım Ama olmadı olmadı olmadı Bı acligim vardı ama neye açtım onu bile bilmiyordum Dünyanın zevkine dalmış öyle yaşayıp gidiyordum. Elhamdülillah RABBİM beni yoluna kabul etti. İçimdeki boşluk hüzün meğer RABBİMİN bosluguymus ben meğer onu unutmuşum Elhamdülillah hayat benim için başka artık RABBİMİN sevgi ve rızası herşeyin önüne geçti. Daha yolun başındayım Ama geriye dönüp zikre başladıktan sonraki döneme baktigimda lutuflardan başka bişey goremiyorum RABBİMİN aşkıyla kul vede kül olmak istiyorum . Bunu okuyan kardeşim gel basla zikre ne kaybedersin ? Zaten kayiptasin anlasana. Gel RABBİ Bulma onu sevme yoluna Gel RESULUmuze layık bir ümmet olmaya Gel tüm dertlerinden siyrilmaya Gel aşk yoluna.

FİRUZE ÜVEYS 28.02.2020

*HİÇ DÜŞÜNDÜN MÜ?* Gülse Birsel'in çok sevdiğim bir yazısı vardır. Der ki: Neden bozulan otobüsün yolcuları bizim otobüsümüze aktarıldığında onlara mültecilermiş gibi bakarız? Neden her gördüğümüz haritada hemen Türkiye`yi bulmaya çalışırız? Millet olarak dünyada kaybolma kompleksimiz mi vardır? Neden birbirimize sarılınca sağa sola sallanırız? Neden öğrenciler ilkokul 5. sınıfa kadar öğretmene 'öğretmenim' diye seslenirken 6. sınıfta bir anda 'hocam' diye seslenmeye başlar? Neden sınavlarda '3 yanlış bir doğruyu götürür' şeklinde bir uygulama ile cezalandırılır da; '3 doğruyu bil, bir doğru da bizden' gibi bir kampanya başlatılıp zekaya ve riske girme cesaretine ödül verilmez? Neden insanlar kapalı bir alandan yağmur yağan alana çıktığında kafalarını eğerler? Yağmura duyulan saygıdan mıdır, yoksa ondan tırstığımız için midir? Neden dükkanı kapatıp giden esnaf, kapıya '10 dakika sonra dönücem' yazar? Esnafın ne zaman gittiğini nasıl anlarız? Televizyona çıkan insanlar neden kendilerini Türkiye`deki herkesin izlediğini zanneder? Örneğin; 70 milyon bizi izliyor( 5 milyon eksik anketimize göre ) Düğünlerde neden 'Dom dom kurşunu' ile göbek atılmaktadır? 'Bir avcı vurdur beni, bin avcı yedi beni' gibi sözlerle kendinden geçen başka bir millet var mıdır? Cumartesi ve pazartesinin neden kendi isimleri yoktur? (Cuma-ertesi, pazar-ertesi) Dolmuşlardaki fiyat tarifesinde en kısa mesafe neden 'indi-bindi' olarak tabir edilmektedir? Önce inilip, sonra mı binilir? Bir terslik yok mudur? Bir programı bilgisayarımıza kurarken neden 'kabul ediyorum' ya da 'kabul etmiyorum' seçenekleri vardır? O kadar parayı bayılıp programı aldıktan sonra 'kabul etmiyorum' seçeneğini işaretleyen saf kişiler mevcut mudur? Bulmacalarda neden boru sesinin karşılığı hep 'ti' dir? Bulmacaları hazırlayan arkadaşlar hiç 'ti' diye ses çıkaran boru görmüşler midir? Neden ilanlarda 'doktordan temiz araba' şeklinde yazılır? Hipokrat yemininde 'arabamı temiz kullanacağım' diye bir madde mi vardır? 😀😀😀😀😀😀😀😀 Şimdi gelelim konumuza.Biraz da kendimize bakalım değil mi?Bugün kandil. Neden yılın 360 günü dünyaya bağımlı, ahireti unutarak yaşar, sevdiklerimizi aramayı erteler, Kuran okumaz, Allahı anmaz, namaz kılmaz, oruç tutmayız da kandil günü olunca birden Müslüman olduğumuz aklımıza gelir ve hemen o gün oruca niyetlenir, insanlara daha iyi davranmaya çalışır, o gün kandil diye dedikodu yapmaz, Mevlüd programları dinler, kendimizce rekatlarca namaz kılmaya uğraşır, Kurandan birşeyler okur, 360 gün olamadığımız Müslümanlığı 5 güne sığdırmaya çalışırız???? Neden Kuranın hepsini okumayız da hep belli sureleri okumayı alışkanlık haline getiririz? Neden Kuranın ne anlattığına hiç bakmayız da Arapça hatmedince anlamadan okuduğumuzda aldığımız 3-5 sevabın sevincine kapılırız? Neden Allahı zikredince kafayı yicemizi düşünürüz? Neden sıkıntımız olduğunda her türlü çareye baş vururuz da Allaha başvurmak en son aklımıza gelir? Neden oruç deyince yemek - içmek anlarız sadece? Nefsin istekleri sadece yeme içmeden mi ibarettir? Neden namaz deyince 5 vakit olanı anlarız da her an Allahın huzurunda olduğumuzu unuturuz? Neden korkunca hemen Felak - Nas okuruz da bu surelerin korkunca ne yapman gerektiğini sana anlatan bir talimat olduğunu anlamayız?Bunun çarşıya gitmek için "çarşıya gittim" demek gibi birşey olduğunu hiç düşünmeyiz? Neden Umreye gitmek için planlar yapar ama asıl Kabe olan kalbimizi ziyaret etmeyi ihmal ederiz? Neden hep suretlere aldanırız? Önyargı ile bakarız? Tanımdan, anlamadan, yaşamadan, öğrenmeden hükümler verip dururuz? Neden dedikodu yapma ihtiyacı duyarız? Birisini çekiştirmek bizi arkadaşlarımıza karşı mı yüceltir? Allaha karşı mı? Kime karşı üstün kılar? Kendine karşı mı? NEDEN? NEDEN? NEDEN? Bugün kandil evet... Ama sen Allah'ı zikrederek bu sorulara hayatının her anında bir kandil yakabileceğin, birgün değil hergün iyi bir insan olabileceğin, düşünerek, anlayarak, bilerek, yaparak ve yaşayarak bir hayat süreceğin bir hayata başla bugün... Bu zikirle.... *FİRUZE*

FİRUZE ÜVEYS 24.02.2020

*SENİ SEVGİ İYİLEŞTİRECEK* Canım arkadaşım,kardeşim, büyüğüm... Bu mektubu seni çok sevdiğim ve senin için birşeyler yapmak istediğimden yazıyorum sana...Hep diyoruz değil mi? Çok gafletteyiz, yeterince kulluk yapamıyoruz, depremler, felaketler çoğaldı, zamanımız git gide kötü bir zamana doğru gidiyor... v.s...Bizler de bu kötü zamanın içinde sıkışmış, ne yapacağını tam olarak bilemeyen ama bir taraftan da kendimiz, ailemiz çocuklarımız için zamanı daha da güzelleştirmek için birşeyler yapmak arzusunda olan insanlarız... Peki ne yapacağız o halde? Çok basit. *Kendini değiştireceksin....* Ne demiş Şems Tebrizi Hazretleri: *"Sen değişirsen dünya değişir."* Bir gün bir öğrencimi izlerken birşey dikkatimi çekti. Parmağını biryere vurdu ve kendi parmağına bir öpücük kondurdu... Bunu hepimiz yaparız aslında farkında olmadan. Bir yerimiz acıdığında, mesela elimizi bir yere sıkıştırdığımızda gayri ihtiyari ya dudaklarımıza götürür, öper, ya da diğer elimizle tutarız ki acının azaldığını hissederiz böylelikle... Kendimizi kötü hissettiğimizde sevdiğimiz birine sarılma ihtiyacı duyarız. Bunların hepsinin bilimsel açıklamaları var. Çünkü kendi kendimize destek olduğumuzda da, bir başkasından destek aldığımızda da dokunma ile vücutta bazı hormonlar salgılanıyor ve kişi kendini daha iyi hissederek, acısı azalıyor...Yani sevgi acıyı hafifletiyor... Peki ruhumuz... Kendi kendimize öpücük kondurmamız, annemize, babamıza, kardeşimize, arkadaşımıza sarılmamız bize kendimizi bu kadar iyi hissettirirken Allah'ın dokunması nasıl bir etki bırakır düşünün artık... Ruh soyut bir kavram.... Ruha dokunmak da soyut... Mesela dinlediği ve etkilendiği bir şarkının, sesi, melodisi, şarkının kendisine bıraktığı his dokunur ruha... Güzel bir koku dokunabilir ruha... Güzel bir söz... Güzel bir hareketin sende bıraktığı duygu dokunur ruha... Ruh latiftir, latif olan şeyleri arar... Ruha en çok ne dokunur biliyor musun? Allah'ı zikretmek... Kişinin kendi kendisini öpmesinin bile iyi hissettirdiği bir yaşamda Allah'ın ruhuna dokunmasının etkilerini düşünebiliyor musun? Kimsenin göremediği ruhu Allah görebilir, gördüğü için dokunabilir, dokunabildiği için, sevip okşayabilir... Bir yavru, annesinin parmakları altında okşanmaktan nasıl bir güven hissederse, ruhu Allah'ın rahmet parmakları arasında okşanan kişi de o duyguyu hisseder.... Sen sensin.... Ruhun içinde...Rabbin kalbinde... Ama buna rağmen irtibatsızlık var... O seni duyuyor da sen O'ndan habersizsin... Şimdi sana Rabbinle kolayca arayıp konuşabileceğin, O'ndan her daim haberler, bilgiler alabileceğin, O'nun seni daha çok seveceği senin de O'nu daha çok seveceğin bir telefon numarası vereceğim... Günde 2 defa tuşladığında seni nasıl sarıp sarmaladığını, seni nasıl sevdiğini, seni nasıl sana izah ettiğini, kötülüklerden koruduğunu, sıkıntılarını hafiflettiğini ya da tamamen senden aldığını, seninle her konuda dertleştiğini, bazen bir anne, bir baba, bir sevgili, bir dost, bir yardımcı, bir kurtarıcı, bir vekil olduğunu göreceksin... Evet dünya çok berbat bir yer oldu... Ama bunu değiştirmek önce kendimizden başlayarak elimizde... Sevgi ateş gibi bulaşır dokunduklarına...Ateşin küçük bir kıvılcımla koca koca evleri yakması gibi sevgi de sende yok edilmesi gereken hangi nefs çöplükleri varsa yakar yok eder,kül eder...Sonra bir bakmışsın o küllerin altından yemyeşil ormanlar fışkırmış,iyileşmiş, güzelleşmişsin... *UNUTMA! SENİ SEVGİ İYİLEŞTİRECEK* *FİRUZE*

Zeynep 22.02.2020

Allahın ve Resulünün selam ve bereketi üzerinize olsun inşallah 🌹 Hamdolsun 9aydır zikirdeyim. Bir çok sıkıntım, korkularım gelecek için endişelerim vardı. Bir boşluk vardı içimde ama neydi bilmiyordum, içimde karalar bağlayan bir yer vardı meğer orası kalbimmiş. Kalbimin Rabbine dön çağrısı imiş. Daha zikre başlamaya niyet ettiğimde içimde bir huzur heyecan mutluluk oldu. Yıllarca açtımda yiyecek bulmuş gibiydim. Hamdolsun başladım, bir hafta zikirden sonra namaza başlamayı nasip etti rabbimiz, daha sonra kuran okumaya tefekkür etmeye doyamadım, bazı kötü hallerim vardı Rabbim temizledi aldı, hep korunduğumu hissettirdi bana. Namazlarda eşarbımdan misk kokuları aldım, ödenmesi zor bir borcum vardı bir anda hiç ummadığım yerden borcum ödendi.... Herşeyden önemlisi Rabbim o yüce ismini zikretmeye layık gördü.. TEVHİT kalesine çekti aldı hamdolsun Alemlerin rabbi olan Allah'a 🌹 🌹

FİRUZE ÜVEYS 22.02.2020

*HELVA YAPSANA!* Allahın ve Resulünün selam ve bereketi üzerinize olsun.... *Yüzlerinizi bazan doğu, bazan batı tarafına çevirmeniz erginlik değildir. Fakat eren o kimselerdir ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve bütün peygamberlere iman edip, yakınlığı olanlara, öksüzlere, yoksullara, yolda kalmışa, dilenenlere ve esirleri kurtarmaya seve seve mal verirler. Namazı kılarlar, zekatı verirler. Bir de andlaştıkları zaman sözlerini yerine getirenler, hele sıkıntı ve hastalık durumlarında ve harbin şiddetli zamanında sabır ve kararlılık gösterenler var ya, işte doğru olanlar da bunlardır, korunanlar da bunlardır.*(Bakara 177) Öğretmenimin en son yorumladığı rüyalarımda birçok güzel haberler aldım hamd olsun. Bazı sıkıntılarımın çözüme kavuştuğu haberi, daha iyi bir mümin kul olabilmem için yapmam gerekenler, nefsimin ne tür azgınlıklar ile beni oyalamaya çalıştığı ve nefsim konusunda dikkatli olmam gereken hususlar.... Ve daha birçok güzel haber.... Bu haberlerden yine en güzellerinden birisi de 14 Şubat Sevgililer gününde gördüğüm ve sevgililer günü hediyesi olarak verilen yeni mana öğretmenimdi... Yeni mana öğretmenim Aziz Mahmud Hüdai olmuştu. Bu zaten çok güzel bir haberdi ve bunu bana o alem Sevgililer Günü hediyesi olarak vermişti... Ne büyük bir saadet "sevgili" ile vasıflanabilmek... Peki ne oluyor da biz bu güzellikleri yaşayabiliyoruz... Bir anda sıkıntılarımız alınıveriyor, güzel manevi hediyeler alabiliyoruz, nefsimizin çirkin planları bize aşikar ediliyor, daha iyi bir kul olalım diye tavsiyeler veriliyor....Neden yaşıyoruz bunları? Bakara 177. Ayet bunu çok güzel özetlemiş aslında.... Bizler yüzümüzü bazen Rabbe bazen de nefse çevirerek ortalama bir kul olmak istemiyoruz... Bizler üveysilik düsturları gereği Tevhidi tam manasıyla yaşamaya, sıkıntısı olan, manen yetim kalmış kullara destek olmaya, günde sadece 5 vakit değil her an Allah'ın huzurunda olmaya, elestte verdiğimiz sözü tutmaya, imtihanlarımızda sabırlı olmaya ve sadece Allah'tan yardım dilemeye gayret ediyoruz ve sonuç olarak da mükafatını alıyoruz hamdolsun.... *Sevgili kardeşlerim...* *"ALLAH SİZE YETER"* *"DİN, KULLUK BEDAVADIR"* Günümüzde bir ticarethane haline dönüşmüş tarikatlarda vakit harcamak, bir dergaha, şeyhe bağlanmak zorunda değilsiniz artık.... *Allah'ı mı arıyorsunuz?* O size şah damarınızdan daha yakın... *Dininizi mi öğrenmek istiyorsunuz?* Her ay anlamadan Arapçasından hatmettiğiniz Kuran'ı açın okuyun... *Allah'ı mı zikretmek istiyorsunuz?* İşte Allah'ın siz kullarına kolaylık olsun, her kul beni istediği yerde zikretsin diyerek aşikar ettiği "ÜVEYS ZİKRİ"... Yanlış olduğunu mu düşünüyorsun? Peki Kuranda Tevbe,Salavat ve Tevhid çekilmesini engelleyen hangi ayet var? Bunlar bizim dinimizin gerekleri değil mi? *Allaha kul mu olmak istiyorsun?* Zikre başla... Bak seni Rabbim nasıl eğitiyor kendin gör... Hani eskiden bir türkü vardı eğlenirdik dinlerken... Bakkal amca! Unun var mı? Yağın var mı? Şekerin var mı? O halde ne duruyorsun... Helva yapsana! Diyordu ya... İşte Allah sana akledecek bir akıl, hissedecek bir kalp, gözler, kulaklar vermiş. O da yetmemiş seni Müslüman olarak yaratmış... Daha da yetmemiş tarikatın bir üst basamağı olan marifeti daha kolay yaşayasın diye Marifetin girişi olan "üveys zikrini" aşikar etmiş...Kuran'ı vermiş, peygamberi vermiş... Eee ne duruyorsun? Artık aklını kullansana! Allah'ı zikretsene! Evinde şeker varken gider para ödeyip bakkaldan alır mısın tekrar? Neden gönül evinde her imkan varken tarikatın ticarete dönüşmüş zırvalıklarına kanıyorsun? ... Aynı Allah 'a çok daha kolay bedavadan ulaşıyorsun bu zikirle.... HADİ GELSENE! YAŞASANA! GÖRSENE! *FİRUZE*

Tayfun 21.02.2020

Allahın ve Resulunun selam ve bereketi üzerinize olsun YARA İZİ Hepimiz çeşitli imtihanlardan geçiyoruz. Bu imtihanlar bazen çok zor ve çetin olabiliyor. İmtihan ateş misali yakıyor. İmtihan zamanı çok canımız yanıyor belki çok feryad ediyoruz. İmtihanda ki tavrımız bizi şekillendiriyor. Nerede neyin eksik, yanlış ve kusurlu oldugunu görmemizi ve düzeltmemizi sağlıyor. Her imtihandan bizlere bir nişan, iz kalıyor. Bu iz bize, ona baktığımız zaman o imtihanımızı,yaptığımız yanlışları ve ne yapmamız gerektiğini hatırlatıyor. Her imtihandan sonda bizlerde bir yara izi kalıyor. Bu yara zamanla kapanıyor. Tedavi sürecinde o alem bizlere şefkat ile büyük yardım yapıyorlar. İmtihandan sonra aldığımız yardımlar, lütuflar, ilim ve idrak ile yaralarımız kapanmaya başlıyor. Sabır ve sevgi ile iyileşmeye başlıyoruz. Elbet sonunda kapanıyor ve geçiyor o yara yalnız izi kalıyor. Bu iz de unutkan oldugumuz için bize hatırlatmak için bir hediyedir. Ne kadar yara bere içinde kalsak da ne kadar düşe kalka yol alsak da biliyoruz ki Rabbimiz bizleri sevmektedir. Seven sevdiğine sevgisini göstermek için bazen onu korkutur ve canını yakar. Ona bir zarar gelmesin ve üzülmesin diye. Aslında yine sevdiği içindir her ne yaparsa. Her yara bizde bulunan bir hatanın sonucunda oluşmuştur. Hata yapmayan insan hiçbirşey yapmayan insandır. Hata yapmaktan korkmayalım. Yara mutlaka kabuk baglar ve sonunda geçer. Bizler yeter ki kabugu ile oynamayalım ve tekrar o yarayı tazelemek için çalışmayalım. Rabbim bütün yaralı ve dertli kullarının dermanını ve şifasını versin. Bütün dertlerinin dermanını, Allahı anmakla ve sevmekle bulursun.

Firuze üveys 19.02.2020

*MARİFET GÖZÜ* Hepimiz bu dünyaya gönderilmeden önce bir elest hayatı yaşadık. Elest hayatında herkes kendi halini ispatladı.Kimisi sevgisini ispatladı kimisi de aklını kullanamadığını... Buna rağmen Rabbimiz kendini doğru şekilde ispatlayamayanlar için ikinci bir şans olarak dünya hayatını yarattı. Bizlere indirilen Kuranı Kerimde de mümin olabilmek için yapılması gerekenler anlatıldı. Bu da yetmedi peygamberimiz yaşantısı ile bizlere örnek oldu ve nasıl olunması gerektiğini gösterdi... Ama herkes bu hayatı bakış açısına göre yaşıyordu... Bir heykeltıraş sanatçısının çok sevdiğim bir sözü vardır: "Michelangelo'ya sormuşlar , “nasıl böylesine güzel heykeller yapabiliyorsunuz?” diye. O da Cevap vermiş : “ O güzellikler zaten taşın içinde var, ben sadece fazlalıkları atıyorum”. . Michelangelo ünlü ‘Musa Heykeli’ni yaptıktan sonra karşına geçip saatlerce seyredermiş. Hatta birgün dayanamayıp “konuş ya Musa!” dediği söylenir. Bir olaya, bir nesneye veya herhangi başka bir şeye bir sanatçı gözü ile bakmak çok başkadır. Hepimizin normal bir taş olarak baktığı şeyde bir heykeltıraş o taşın ruhunu görür... Ya da bir tasarımcının önüne bir kumaş serdiğinizde kumaşa değil kumaşın ne olmak istediğine odaklıdır... Bir ressamın önüne boyaları koyarsınız ressam kırmızının, mavinin, yeşilin konuşmasını dinler önce... O an renkler kağıdın neresine hangi dokunuşlarla tutunmak istiyorlarsa oraya tutuşturur ressam renkleri... Ressam resim yapmaz aslında, renklerin ruhunu kağıda döker... İşte bizler de elestte bir sanatçının elindeki renkler, bir tasarımcının elindeki kumaş gibiydik elestte... Kendi rengimiz ve kumaşımız zaten ne olmak istediğini haykırıyordu. Bu dünyaya da o resim, o giysi olarak gönderildik... Peki resim bitti, terzi kesti kumaşı bitti mi? Hayır tabi ki... Şimdi sıra sende... Her ne olmaya karar vermiş olursan ol, bir resme birkaç detay kondurmak veya bir giysiyi rengini boyamak, aksesuar takmak veya bambaşka bir tasarım oluşturmakla çok daha güzel hale getirebilirsin. Bu senin elinde... Bunu nasıl yapacaksın peki? *MARİFET GÖZÜYLE* Marifet görüşüne sahip olabilmen için öncelikle marifette olmalı, zikrini yapıyor, rüyalarını öğretmenine anlatıyor ve nefsin ile mücadele ediyor olmalısın. Marifete daldığında artık marifet görüşü de sende oluşmaya başlar.Denize dalan birisinin deniz altını suyun gizemli ve büyüleyici görüntüsünden seyretmek gibidir bu... Nasıl ki bir sanatçı taşların, renklerin, kumaşın ruhuyla konuşursa ve bir eser çıkarırsa ortaya sen de gözünün gördüğü her ne varsa onun ruhu ile iletişim kurduğunda başlar en güzel tefekkürler.... Herşey sana Allah'ı ve Tevhid'i bambaşka şekillerde anlatırlar..... "Mümin müminin aynasıdır" der ya peygamber efendimiz... Aslında gördüğün herşey sana ayna olur... Senin içindeki Allah sevgisini anlatabilmek için sana bir ışık tutar... Ayetler de böyledir... Şems Tebrizi der ki:" Bir ayet bir Allah dostuna binlerce şekilde açılabilir..." Neden peki? Neden bir ayetin bir anlamı yok sadece? Çünkü senin bir anlamın yok ki sadece... Sen tek bir dem, tek bir duygu, tek bir hal, tek bir his değilsin ki... Her ayet her bir demde farklı şeyler anlatır sana çünkü sen her bir demde farklı ışık saçarsın....Ayet seni sana yansıtır... *MARİFET GÖZÜ İLE BAKMAK HERŞEYDE KENDİ YANSIMANI GÖREREK ORTAYA KENDİ SİLUETİNİ ÇIKARDIĞIN BİR SANATTIR....* *FİRUZE*

Tuna üveys 18.02.2020

Allahın ve resulun selam ve bereketi üzerınıze olsun inşallah. Bu yol oyle bır kutlu yolkı Tum sıkıntılarınıza dertlerınıze. Hastalıklarınıza şifadır. Allah ve resulumuze gıden. En dogru yoldur.. Huzurun tek adresı. Aşka açılan kapıdır. Bu yolda kula kulluk etmek yok. Bu yolda Allahla aranda aracı yok. Bu yolda para vermek yok. Bu yolda senın ne dıs gorunusune nede senın maddı durumuna ne iş yaptıgına bakan yok. Bu yolda yaratantan öturu herkesı sevmek var. Kardeslık var. Ummetın derdı ıle dertlenmek var.. Bu yolda huzur var. Bu yolda Allah ve resul aşkıyla yanmak var. Fatıhanın 4.Ayetını sancak yapmak yalnız sana ıbadet eder ve yalnız senden yardım dılerız ayetını hayatımıza sancak etmek var.. Gel sende kardesım. Bu mucıze zıkırle hayat bulduk can bulduk. Bulduk demıcem buldurulduk . Çunku Yuce Rabbımız dılemeden yaprak dahı kımıldamaz kendı adını andırmaz.. Bızlerı kendısını anmamıza ızın veren Rabbımıze hamdolsun. Oyle bır kutlu yoldayızkı Bu yolda Rabbımız hayatımız boyunca neyle savasmamız gerektıgını yanı en buyuk savasımızın kendı nefsımızle oldugunu ögrettı. ve nefsımızı gosterdı..Hamdolsun Zıkre ılk gırdıgımız anda ınanılmaz huzur verdı Evlıya sultanlar ogretmen verıldı. Hallacı mansur hz. Abdülkadır geylanı hz. Somuncu baba Zeynel abıdın hz. İmam bırgıvı hz. Sıddıklık muhru vuruldu. Rahmanı kokular, nurlar, salıh ruyalar,mana isimlerı verıldı. Rabbımızın lutuflarını saymakla bıtıremeyız. Yasatan gosteren ogreten bıldıren ve en dogru yoluna ıleten. Ve sevdıgı kulunu muharrem karabay hocamızı bızlere vesıle eyleyen yuce Rabbımıze ne kadar hamd etsek azdır..Tevhıd davetını işittık iman ettık.. Yaşa ve gor kelamını boşuna vesıle etmedı Rabbımız.bızler ve bınlerce kardesımız yaşayıp gorduk.yasatan Rabbımıze hamdolsun. Bızler colde vaha bulduk.gelın sızde için bu rahmet deryasından. (ARAF SURESI 69) Sizi uyarması için içinizden bir adam aracılığıyla Rabbinizden size bir zikir (vahy ve öğüt) gelmesine şaştınız mı? Hatırlayın ki, Allah sizi Nûh kavminden sonra onların yerine getirdi ve sizi yaratılış itibariyle daha güçlü kıldı. Allah’ın nimetlerini hatırlayın ki kurtuluşa eresiniz.” 🌹🔥🌹🔥🌹

Firuze üveys 15.02.2020

*DUA EDİYORUM AMA KABUL OLMUYOR(MU!?)* Hiç kendinizi izlediniz mi? Bir sıkıntıya düştüğünüzde Allah'a dua ederek O'ndan yardım istemeyi akıl edebilmek için ne kadar süre geçiyor? Hadi bir mizansen çizelim: Örneğin hastalandın. İlk önce aklen yapabileceğin çözümler uygulamaya başlarsın. İlaç içebilirsin veya doğal, bitkisel çözümleri denersin. Sonra olmayınca bu sefer de internetten araştırmaya koyulursun. Şu hastalığa ne iyi gelir diye araştırır bulduklarını uygularsın... O da mı olmadı daha akıllıca bir çözüm olan doktora gitmek aklına gelir. Ama aslında kendin tahlillerini çok merak ediyorsundur... Doktora gider tahlil yaptırırsın, ilaçlar alırsın biraz rahatlar gibi olursun ama tam da geçmez... O şekilde kör topal devam etmeye başlarsın.... Allah'tan samimi bir yardım dilemek hala aklına gelmez çünkü aklına çok güvenirsin.... Baktın ki tam iyileşemiyorsun bu sefer farklı doktor arayışlarına girersin... Yine internetten başka şehirlerden doktorlar arar onlara gidersin... Söylene söylene hayatına devam edersin... Sonra artık bedenin sana bir yük gibi gelmeye başlar. Düşersin... İnsan düşmedikçe Allahtan başka kimsenin kendine yardım edemeyeceğini anlamaz.... Hep çareleri etrafında arar... Çünkü nefs hep başka hedefler gösterir. Yaptığı çözümlerden biri es kaza iyi gelsin ki Allaha yönelmeyi unutsun kul ister... Sonra Allaha dua etmeye başlarsın... Ama yalvararak, ciğerin kopacak gibi edersin, ağlarsın... Zannedersin ki ağlayınca, rol yapınca Allah hemen duana icabet edecek (edebilir de biz bilmeyiz.) Bu sefer sorgulamaya başlarsın o kadar dua ediyorum neden duam kabul edilmiyor. Allah beni görmüyor mu? Beni unuttu mu? Kendinizde bu cüreti görürsünüz... Ettiğiniz her duanın sizin için en doğrusu olduğunu zanneder kabul edilmeyince ben istedim olmadı dersiniz. Dua ederken adeta Allah'a akıl vermeye kalkışırsınız. (Haşa) Mizanseni kurduk şimdi de anlamaya çalışalım.Kendi çocuklarınızın isteklerini ve neden yerine getirmediğinizi, ne zaman ve neden yerine getirdiğinizi düşünün...Birçok cevabı bu şekilde bulabiliriz zaten. Allahın her işinde birçok hayırlar vardır ancak biz göremeyiz, anlayamayız o ayrı. Bir annenin evladına yaklaştığından daha büyük bir merhamet ile yaklaşır kuluna.... Bir kere yardımı herşeyden önce yani aklını devreye sokmadan hemen evvel Rabbinden yardım dilemeyi öğretmek ister. *"Ben sizin Rabbiniz değil miyim?"*(Araf 172) Bunun yanında senin nefsani birçok özelliklerini bu şekilde bertaraf eder... Çünkü insan aciz olmadıkça nefsi hep kabarır ve o toylukla baş kaldırmak ister... Size sabrı öğretir.. Örneğin hastalıklarda bedeninizin bir leşten farksız olmadığını asıl önemli olan ruhunuzun olduğunu size öğretir. *İYİLEŞİNCE SADECE İYİ-LEŞ OLURSUNUZ O KADAR* Size daha saymakla bitiremeyeceğim daha birçok hayırlar gizler. Ama şöyle bir gerçek var ki edilen hiç bir dua boşta kalmaz. Zamanı gelinde oldurulur yada daha iyisi ile değiştirilir... O halde bizim tek bir görevimiz var. Tüm sıkıntılarda vakit kaybetmeden hemen öncelikle Rabbimizden yardım dilemek... Varsın yardım ne zaman gelirse gelsin. Ama emin olun, *Akıl, Mekke'ye Gidecek Deve Ararken Aşk, Kâbe'yi Çoktan Tavaf Eder….*(Mevlana) *Kendi nefsiniz için her ne hayır yaparsanız, Allah katında onu bulursunuz.* (Bakara 110) FİRUZE


« Önceki 98 - 99 - 100 - 101 - 102 - 103 - 104 - 105 - 106 - 107 Sonraki »
Toplam Kayıt Sayısı: 3217


2018 © VeyselKarane | veyselkarane.com | All rights of the site are registered in the name of "Muharrem Karabay" .