Allahın Resulunun ve sevdiklerinin selamı üzerinize olsun İnşaAllah 🌹
Bismillah Billah
Ben Neslihan Niray...
Kasım 2016'dan bu yana hamdolsun Üveys zikri yapmaktayım.
Sevgili Annem, Canım, Rabbimin emaneti olan Zinnet Üveysi 04 Ağustos 2019 da Rabbine Gelin ettim..
Ben annemi kaybetmedim, aksine annem ile birlikte biçok idrak ve Rabbime yaklaştıracak sebepler ile kazandım. Kazandım diyorum çünkü ahiret inancı olan dinimizde, dil ile ölümü kabullenmek ile, hal ile yaşamak arasında nice farklar olduğu Aşikâr... Hamdolsun Rabbimize ki kalben bu hakikati özümsemeyi ve tabiri caizse rüya dünyasından uyanışın muazzam bir güzellikte olduğunu öğretti..
Tabiki kalbi Rabbine bağlı, yalnız ona ibadet eden ve yalnız ondan yardım isteyene...
Annem de Üveysti. Sekerata girene dek elinden geldiğince, gücü yettiği kadarıyla zikrini yapmaya devam etti...
Canım kardeşlerim ;
Şimdi yazacaklarım bi ütopya, hayal yada kurgu değil, benimle birlikte baş gözü ile dahi gören bi çok kişinin de şahitlik edeceği şeyler...
Ve Bu anlatacak olduklarım annem yada benden asla değil. Özellikle belirtmek isterim ki sadece ve sadece VEREN RABBİMİZİN ŞANININ YÜCELİĞİNDEN, CÖMERTLİĞİNDEN, MERHAMETİNDEN, LUTFUNDAN... ONUN HAZİNELERİ SONSUZ, SINIRSIZ... 🌹
İnna lillahi ve İnna ileyhi raciun...
Annemin vefatından 2 ay kadar önce, Üveys zikri yapan ancak benim şahsi hayatım konusunda hiçbir bilgisi olmayan 2 kardeşim ayna rüya gördü...
Rüyaları ikisinin de SIR Ayetimi sıkça, bol bol okumam yönündeydi...Haber o alemden gelmişti ve illaki bi sebebe bağlıydı.. İlk sınav teslimiyet sınavıydı ve bize düşen de Sebebini sormadan, neden, niye, acaba
demeden, Sır Ayetimizi sıkça okumaktı...
(23 Mayıs 2019)
Rüyamda ülke genelinde büyük bir tsunami olacağı haberi veriliyordu tvlerde... Olağanüstü hal ilan edilmişti.. Herkes tedbirini alsın deniyordu..
Bende takdir Allahtan, en fazla ölürüz diye geçiriyordum içimden rüyada...
Yaşayalım görelim İnşaAllah dedik😇
Ve yaşadık gördük..
Aslında gelecek olan imtihanın habercisi olan bu rüya, bi yandan da takdir sahibi Allahın hükmü karşısında teslim olmayı ve rıza üzere olmayı öğretiyordu.. Ruhum bu öğretiyi henüz imtihan gelmeden almıştı Hamdolsun...
Bu rüyanın akabinde Ramazan Bayramı sıralarında annemde şiddetli ağrılar başladı.. Her gün acildeyiz, doktor doktor geziyoruz ama kimse tanı koyamıyor.. Tüm tetkikler normal çıkıyor ancak şiddetli ağrılar devam ediyor.. Öyle ki tarifi ancak kanser tüm hücreleri sarmış gibi şiddetli ağrıları oluyor, şeklinde yapılabiliyor..
Doktorlar da görevini yapacak illaki, bi tanı koydular. Fibromiyalji... Sebebi bilinmeyen Ağrı vs. Buna bağlı olarak uyuşturucu özellikte ilaçlar verdiler.
Annemin acısı ile Allah Allah deyişleri iki sokak öteden duyulur derecedeydi...
Bu acılar annemin imtihanı olduğu kadar, benim de imtihanımdı. Öyle ya annem Rabbimin kuluydu ve ben Rabbimden daha merhametli olamazdım... Ancak anne işte, ha senin canın gidiyor ha annenin canı acıyor.. Ama idrak ve şuur Rabbine teslimiyeti telkin veriyor..
Bi gün annem uykudayken bişeyler yediğini fark ettim. Yaklaştım baktım evet resmen bişeyler yiyor... O esnada konuşmaya başladım annemle, ne yiyorsun diye sordum..
GÜMÜŞ TEPSİDE ETLİ SALATA ... dedi
Oo afiyetler olsun zinnet Sultan dedim... İkramlar veriliyordu Hamdolsun...
Akabinde çok daha hayret verici haller yaşanmaya başlamıştı..
Annem yakazalarında, dünyalık ne kadar hak ve hukuk içinde bulunduğu kişiler varsa hepsi ile helalleşti.. Yani yavaş yavaş arınma ve temizlik yapılıyordu..
Annemin vefatından 2 ay önce bi gün içime annemi kaybetme korkusu düşmüştü.. Annem ölürse ben ne yaparım, nasıl dayanırım... Ah.. Annem, canımm...
Diyerek geceleri uykumdan uyanır olmuştum. Halbuki bişey de yoktu ortada, bu düşünceye sebep olacak... Ama işte zikreden kuluna lutfediyor Rabbimiz...
Daha imtihan gelmeden hazırlığı geliyor .. Hatta ilk etapta idrak edemediğimiz ancak yaşanıp bittikten sonra anladığımız Salih rüyalarımız oluyor.. Bugün rüya görüyoruz ve akabinde gördüğümüz rüyayı birebir yaşıyoruz...
Yani bu yolda hep hayret makamını YAŞATIYOR Rabbimiz...
Ancak bu kez hayret üstü hayret yaşatmıştı..
Bu aşamalar sırasında annemin böbrekleri iflas etti. O esnada öyle acıları oldu ki annem kendine geldiğinde ona sordum...
O kadar şey yaşadın, canın çok yandı mı?
Annem ;
-Hayır, asla hissetmedim Bile... dedi
Şaşırmıştım ancak Allahın hikmetleri asla bitmeyecek...
- Ölüm de böyle olmalı Anne.. Allah o kadar güzel ki sevdiği kullarına ölümü kolaylaştırıyor ve ruh bedenden tereyağından kıl çeker gibi çıkıyor....
dedim..
Aradan bikaç gün geçmişti, annemin böbrek fonksiyonları normale dönmüş, diyalize dahi gerek duyulmamıştı. Ancak akciğer kanseri 4. evre tanısı konulmuştu..
Daha hastanede iken beyne ve kemiklere yayılmış, annemin davranışları değişmişti, hatta o kadar korkmuştum ki annem aklını mı kaybediyor acaba diye nefsimin verdiği vesveler ile kendimi zapt edemez hale gelmiştim.. Telefona nasıl sarıldım ve Canan öğretmenimi nasıl aradım bilmiyorum.. Hatırladığım
*ÖĞRETMENİM BENİM BÜTÜN KOLONLARIM YIKILIYOR* diyerek hıçkıra hıçkıra ağladığım...
Canan öğretmenim (Allah ondan razı olsun İnşaAllah) ;
Neslihan kendine gel, sen Rabbinden daha mı çok seviyorsun anneni?
-Ama öğretmenim...
-Neslihan, TEVHİD EHLİNİ RABBİMİZ ASLA ZELİL ETMEZ , yapılanlar zayi olmaz, makamı derecesi artsın istemez misin...
*KORKMA ve RABBİNE GÜVEN , HAKİKİ TEVHİD EHLİ, TEVHİDİ ASLA UNUTMAZ...*
Dedi.
Hamdolsun Rabbimize, bi anda girdiğim vesvese çukurundan, kalbim rahatlamış olarak çıkmıştım.. Bundan sonrası artık teslimiyet ve sabırlı bi bekleyiş olacaktı..
*BEN BİLMEM RABBİM BİLİR* zikrini hal edinmek farz olmuştu artık...
Eve geldiğimizde annem ara ara bilincini kaybediyor sonra kendine geliyordu.. Kendine geldiğinde aklı yerindeydi Hamdolsun...
Hastalığın verdiği iç ateşi, harareti oldukça fazlaydı... Geceleri sabaha kadar su ile ağzını ıslatırdım rahatça uyusun diye..
Bi gece, sessizliğin içinde annemin sesi yankılanıyor...
-Abi, abii, abii gitme...
O kadar naif bi melodi ile söylüyor ki, hayranlıkla dinliyorum...
Annem bu dönemde Biraz uyur, uyanır mutfağa geçeriz, vişne suyu içer, iki hasbihal ederiz tekrar yatardı... Bu böyle devam ediyordu...
Yine mutfaktaydık.
Anneme sordum
- Abi diye seslendin, kimdi annem o... Ne gördün...?
Başladı anlatmaya....
-Bi abi, sabaha kadar bana hep su taşıdı.. Onun görevi, vazifesi oymuş, su taşımak...
Sonra onun da büyüğü olan biri vardı.. Abi ona benim vazifem bitti dedi ve gitti.. Ona sesleniyordum...
-Peki anne abi nasıl biriydi hatırlıyor musun...
-abinin elleri içinde beyaz benekler vardı.. Ve elinin üstündeki kıllar biraz fazlaydı normale göre.. Abi ile senin elinin kokusu aynı...
Der demez beynim de şimşekler çakmıştı...
Öğretmenime anlattığımda duyduğum hazzı tarif bile edemem..
O abi *VEYSEL KARANİ* Pirimizdi..
O ellerindeki beyaz benekler ve kıllarının fazlalığıyla bilinirdi..
Hamdolsun Rabbimize, O zikri ile meşgul olan, sevgisini ispat etmek isteyen kullarına en güzel şekilde muamele edendir... 🌹
Yine bi gün annem yattığı yerden fırladı, bi telaş ile ;
- YÜZÜĞÜM NERDE, YÜZÜĞÜMÜ VERİN...
dedi... Elimdeki zikirmatiği uzatmam ile birlikte heyecanı ve telaşı bitmiş tekrar uykuya geçmişti...
Anladım ki Yüzük elestten verdiği sözün, bi nişanesiydi...Ve ruh bu söze sadık kalma gayretini hiç bırakmıyordu...
Devam eden günlerde yine bi heyecan ve mutluluk içinde gözlerinin açıldığını gördüm, sorduğumda bana ;
Görmüyor musun heryer menekşeler, papatyalar çiçeklerle dolu...
Bi anda benimde içimi mutluluk sarmıştı... Marifette çiçekler Anadolu Evliyalarını, Velilerimizin, Sultanlarımızı temsil ediyordu.
Ne saadet, Sultanlar ziyarete gelmişlerdi...
Sabah akşam hediyeleri ile sevgilerini sunan Üveysleri yalnız bırakmıyorlardı...
Hamdolsun...
Hastalığı sırasında annemi ziyarete gelenler, onda bi hoşluk ve güzellik, temizlik ve paklık buluyorlardı... Evde bakım için aradığımda, gelen doktor bile annemin yanına girer girmez
-Sen ne kadar temizsin, paksın , ne kadar hoş kokuyor bu oda...
Demişti..
Buhari’den rivayet edilen hadiste belirtildiği gibi,
Allah bir kulunu sevdiği zaman, Cibril’i çağırıp “Ben falan kulumu seviyorum, Sen de onu sev!” der. Cibril de onu sever ve sonra gökyüzünde şöyle seslenir: “Allah, falan kimseyi seviyor, Siz de onu sevin!” Bundan sonra göklerdeki bütün melekler onu sever. Sonra o kul yeryüzünde de herkes tarafından sevilip kabul görür.”
Vuku bulan olay İşte bu hadisin hayata geçmiş haliydi ...
Vefatına bikaç gün kala dünyalık tüm vasiyetlerini söylemiş, 2 gün öncesi de öperek, sevdiğini söyleyerek bir daha sonsuz ve ebedi hayatta buluşmak üzere vedasını etmişti güzeller güzeli Annem...
Son günler Ağrı kesici alımı azalmış, ağrıları biraz olsun hafiflemişti..
Bi ara annemin ;
*ALLAHIM YARDIM ET...*
dediğini duydum ve sordum...
-Annem çok mu ağrın, acın var.. İlaç da almıyorsun, neden yardım istiyorsun....?
- Baksana yardıma ihtiyacı olanlar var, onlar için yardım istiyorum...
- Görüyomusun onları..?
- Evet, ne kadar çoklar...
Demişti...
Bi Üveys benlikten bizliğe geçerken, kendi menfi istek ve arzularından feragat eder zahiren..
Herşeyin çifti olduğu gibi bu zahiri perdenin birde batını açılım olmalıydı...
İşte bu olay da bu durumu tasdiklercesine açık edilmiş bir tecelliydi...
Üveys ölüm zamanında bile BEN demiyor, Aç olanları, muhtaç olanları düşünerek BİZ lik mertebesinin en yüksek dağına oturuyordu...
Ki zerreden kürreye, Bir olan Rabbinde BİR OLSUN, VAHDETE ERSİN...
Son günden bi gün öncesi Annem ;
-ALLAHIM AL BENİ...
diyordu...
İçim öyle bi hüzün ile dolmuştu ki anneme ;
- Aşk olsun Anne, sen bizi sevmiyor musun..?
demiştim..
Bana öyle bi cevap vermişti ki, *Bunca zaman zikir ile meşgulsun, Marifet yolunda ilerliyorsun ama hala Marifeti idrak edememişsin Neslihan* dercesine, sanki yüzüme bi tokat gibi vurmuştu annemin cevabı...
-Sizi çok seviyorum ama *RABBİMİ DAHA ÇOK SEVİYORUM*
- Ne diyim, *DÜĞÜNÜN MÜBAREK OLSUN ANNEM...*
diyebildim sadece...
Hamdolsun sevgilerin en güzeline layık eyleyen Rabbimize ❤
Yine bir gece uyku ile uyanıklık arası annemin
- Efendimiz sav ne zaman gelecek...?
Dediğini işittim.. Bi an şaşırdım, ne diyeceğimi bilemedim.. Sonra kendine geldiğinde sorduğumda, Efendimiz sav in geleceğini bildiğini ancak ne zaman geleceğini bana sorduğunu söyledi... ben cevap verememişim, o esnada perdedeki 7 rakamı gözüne çarpmış...
Biz o 7 rakamını 7 gün 7 ay vs gibi gün üzerinden düşünmüştük.. Ancak zaman, saat olarak tecelli etti.. Vefat edeceği günün sabahı, kalbime saat 7 olarak düşürüldü... Ve akşam 7 ye kadar bekledim..
Bu haber gayb olduğu için tam ve net değil, bi saat önce bi saat sonra olabilir şeklinde bildirilmişti...
Vefatında Peygamberi gelecek ve alacaktı...
Ve kalbime düştüğü günün Akşam üzeri 6:15 gibi vefat haberi gelmişti Canım Annemin ...
Yoğun bakım kapısına geldiğimizde babam ve yanımızdaki herkes ağlamaya başladı, eminim hepsinin kalp atışları da benimki gibi değişmişti.. Zahiri manada tarif edilemeyecek bi acı... Ancak,
ya marifet...
İşte Marifetin en güzel yanlarından biri, ölümün bi ayrılış, bi yok oluş olmadığını aksine *Rabbine Özlem içinde olan ruha bi bayram, bi düğün* olduğu İdrakını yaşatması...
Annemi görmek için içeri girdiğimde gördüğüm manzara bende hayranlık ile beraber tarifsiz bi mutluluk hissi uyandırdı..
Çünkü Annem TEBESSÜM ediyordu.
Ölümü gülümseyerek karşılamak ne büyük bi mutluluk Allahım...
Heyecanım ve Sevincimden ağlamıştım o esnada...
Ve şükrettim Rabbime...
Dışarı çıkıp herkese annem çokk güzel, tebessüm ediyor, ağlamayın aksine şükredin.. Rabbi onu çok seviyor... Dediğimi hatırlıyorum...
Sonrası cenaze yıkama, defin vs işleri...
Yıkama sırasında şeriat üzre olan Hocamız da dahil olmak üzere orda bulunan herkes hayrette kalmıştı...
*Tebessüm eden, teni hiç olmayacak kadar pürüzsüz ve diri, şehadet parmağı havada bi ölü...*
Ve mis gibi... O kadar temiz ki göze hoş gelmeyecek, itici, üzücü hiçbir şey yok...
İnsanın ölesi geliyor adeta...
Cenaze namazında etrafa yayılan gül kokusu ve defnederken yayılan keskin lavanta kokusu mest etmişti orda bulunanları...
Cenazede aldığımız müjde ise herşeyden daha güzeldi...
Muharrem öğretmenim (Allah ondan razı olsun)
- Mübarek olsun kızım, Annen Has Dervişmiş.. İki tane kahverengi kuşağı var... Peygamberin almış ve götürmüş, mübarek olsun 🌹
Dedi ve bi kez daha şükürde acziyetimi fark edip utandım...
Ve annemin defninin yapıldığı gece gördüğüm rüya da ayrı bi müjde...
Annemi ölmedi diye mezardan çıkarmışlardı...
*AŞIKLAR ÖLMEZ...*
*ZİKREDENLER ÖLMEZ...*
*NE SAADET, NE MUTLULUK..*
*HAMDOLSUN ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAHIMIZA...*
Bu yolun güzelliklerini öyle bir yaşattı ki Rabbim ben bu yolda HAYRET MAKAMINI hep yaşıyorum derken Hayretin de HAYRETİNİ yaşattı Rabbim...
Dünden fazla, yarınlardan eksik dediğimiz gibi an be an imtihan içinde hep yaşadım gördüm...
*Şahitlik ederim ki bu yol AŞK yolu...*
*Şahitlik ederim ki bu yol HAK yolu...*
*Şahitlik ederim ki bu yol RABBİN SEVDİKLERİNİN yolu...*
Tüm bunlar benim eksik ve noksan anlatımımla... O kadar çok fazlası var ki ne ben tarif edebiliyorum nede kelimeler yeterli geliyor...
düşünmeyin, tereddüt dahi etmeyin.. Rabbi sabah akşam zikreden kul, sevgisini ispat için gayrette olan kul nasıl mutmain olmaz, nasıl SEVİLMEZ...
YILLARCA KORKUTULARAK RABBE ULAŞACAĞIMIZI VAAD EDENELERE DAHİ EN GÜZEL DERSLERİ VEREN RABBİMİZ, DELİLLERİ İLE SEVGİSİNİ SUNUYOR VE BİZLERİNDE SEVGİSİNİ, İHLAS VE SAMİMİYETİNİ BEKLİYOR SADECE...
SEVGİ İLE ÇIKILAN HER YOLU AÇIK EDİYOR, HER YOLUN SONUNU SAADETE ULAŞTIRIYOR...
*BÖYLE ALLAH SEVİLMEZ Mİ* ❤️
Kalpleri verdiği müjdeler ile teskin eden, sınırsız hikmetlerini perdeleri aralayıp bizlere sebep kılan Rabbimize hamdolsun ❤