🟣 *SEN HASTA DEĞİLSİN, SENİ HASTA EDEN NEFSİN*🟣
Marifet deryasına girdiğimiz günden bu yana nefsin hallerini, bize verdiği sıkıntıları, zar arları düşünmekle-düzeltmek arası bir mücadeleye girdik.
Düşünmemiz gerekiyor çünkü onu daha iyi tanımamız için, öğrenmemiz gerekiyor daha çok şükretmemiz için.
Zikirle beraber çoğumuzun hastalıkları alındı içinde bende dahil, kimimizin vesveseleri, kimimizin dertleri. Ama çoğunlukla insirah yaşadık, yaşatıldık elhamdülillah.
Zikirden önce kimimiz psikologda aradı çareyi, kimimiz doktorda, kimimiz hacı hocada.
Ama hepimizin bir ortak noktası vardı...
Kendimizi bilmeye başladığımızdan bu yana içimizde dolmayan boşluklar, kalabalıklar içinde yalnızlıklar, ya birine bağlanma isteği, ya da karsimizdakilere karşı oldukça cömertce serdik bütün hislerimizi, samimiyetimizi..
Ama sonucunda aldığımız tek karşılık yanlızlık ve hayal kırıklıkları..
Belkide bana göre öyleydi bilemem..
Ama bu yola getirilen her kişi tattı yanlızlık ve boşluk hissini.
Çünkü o dolmayan boşluk Rabbin özlemi, rabbe olan kavuşma isteğiydi.
Çok uğraştık, çok denedik doldurmak için o boşluğu ama olmadı, olamadı çünkü nefsin doldurduklarıyla doluydu o göğsümüz. En sonunda taştık, etrafa sıçradık, hircinlastik, endişelendik, strese girdik, bağırdık, cagırdık, öfkelendik sonra hem bedenen, hem ruhen hastalandık.
Çünkü *Güzel memleketin bitkisi, Rabbinin izniyle çıkar; kötü olandan ise yararsız bitkiden başka birşey çıkmaz. Işte biz, şükreden bir toplum için ayetleri böyle açıklarız.*(araf 58.ayet)
Marifetten önce iç alemimiz savaş alanıydı. Kötülükler, vesveseler, fitneler, kıskançlıklar, sevgisizlik nefse dair her ne varsa hat safhadaydı. Böyle bir memleketten ne beklenirdi? Ancak yararsız bitki...
Marifette içten dışa temizliğin önemi işte bu yüzden önemliydi..
Çünkü bütün sıkıntı, stres, üzüntü ve hastalıklar aslında yine bizden kaynaklıydı.
Çoğumuzun hastalıkları alındı demiştik bu Rabbimizin bize bir kolaylığı ve ihsanıydı. Ama öğretiler yokmuydu. Elbette var. Ama bütün ogretilerde iyi ve kötü tarafı bize öğretmek vardı.
Allahın ihsan ve ikramı✨, nefsin gaflet ve acımasızlığı..‼️
Marifete girdikten sonra vücudum da yaralar çıkmaya başladı. Ama bu yaralar marifetten ve zikirden kaynaklı asla değil asla!!
Burada bakış açısı cook önemli.!!
Vücudumun her tarafını saran bu yaraların bana bir mesajı vardı. Çünkü;
*Allah yaptığını sağlam yapan, yaptığı her işte bir hikmet bulunandır.*
Tefekkür etmem gerekiyordu bu hali. Çünkü bu yaralar bana bir öğreti amaçlı gönderildi. Veren Allahimin sani cook yüce🥰
Ve iki şekilde gönlüme düştü bu hal en doğrusunu Allah bilir.
*Birincisi* Marifet içten dışa temizlikti. Içimde nefs kaynaklı açılmış yaraların, hastaliklarin, stres sıkıntı adına ne denilirse dışa vurulmuş haliydi.
Hani diyor ya Yunus Emre sultanımız *Dış yüzüne o sızar, içinde ne var ise*..
Sanki Rabbim burada şu mesajı veriyordu *Kulum bak nefsinin sana verdiği eziyetleri zahirde de gör. Eğer zikrime girmeseydin kanser ederdi bu nefsin seni*
*Ikincisi* Marifet penceresinden baktığımızda;
🔹Nefsini bilmeyenlerin haliyle, nefsimizi bildiğimiz halde ona uyduğumuzda bize açtığı gönül yaraları, ruha verdigi zararları.
🔸Başka bir pencereden bakacak olursak Marifet ve zikirle Tevhidin nefsimize açtığı yaralar, nefsin aldığı darbe ile feryadının dışa yansımış haliydi yani yarası olan gocunur yer tevhid sopasını. Ooh olsun🤭☺️
Herşey bir öğreti, önemli olan bakış açımız. Işte bu yüzden tefekkür ile yepyeni pencereler açılır bizde. Ve insan düşündükçe güzelleşir, iyileşir.
Çünkü;
*İyi ne gelirse Rabbimizden, kötü ne gelirse nefsimizden*
✨
Basımıza gelen hersey bir öğreti değil mi? Her imtihan nefsimizin zorluğunu öğretmek için Rabbimizin bize gösterdiği kolaylık değil mi?
Ama teslimiyet ve tevekkül eksikliğinden anlayamıyoruz bize verilen mesajları.
Nefs durmuyor herşeyi arapsaçına çevirmek için elinden geleni yapıyor. Çünkü onun işi hedef saptırmak, kolayı zorlaştırmak, akı kara yapmak. Teslimiyetten uzaklaştırmak.
Peki Resulumuz (sav) ne diyor ?
*“Eğer siz gereği gibi Allah'a güvenip teslim ve tevekkül etmiş olsaydınız, tıpkı sabahleyin kursakları boş olarak çıkıp akşam dolu olarak dönen kuşları rızıklandırdığı gibi sizleri de rızıklandırırdı.”*
Işte Marifetin bize en büyük öğretisi Tevhid, tefekkür ve teslimiyet...
Bu üçüne sıkı sarıldığımızda hastalanan nefs olucak Ruhumuz değil...
Marifet öyle bir derya , öyle mükemmel bir yol , öyle kutlu bir yolculuk ki cook düşünmeliyiz bize verilen her hali, her nimeti. Çünkü marifet ehlinin yaşadığı her hal manevi bir hal , her hali bir öğreti. Cook düşünmeliyiz şükrümüzü artırmak, gaflete düşmemek için.. ✨✨
Hz Musa'nın kavmi nankörlük etti bilemediler kendilerine verilen kolaylık ve nimeti..
Bilselerdi o üzerlerine inen nimetlerin direk, aracısız rabden geldiğini, bilselerdi nasıl korunduklarını başka nimetlere göz dikmezlerdi.
*Ve üstünüze o bulutu gölgelik çekdik, ve «size verdiğimiz rızıklardan yeyin» diye üzerinize hem kudret helvası, hem bıldırcın indirdik, onlar bize zulmetmediler, lâkin kendilerine zulmediyorlardı*(bakara 57.ayet)
Tıpkı onlara indirilen bu nimetler marifet kapısının açılması ile verilen hikmet, himmet, hayret makamlarının bizlere verilmesini hatırlatmıyor mu?
O buluttan gölgelik *tevhid kalemiz*, gökten direk ve aracisiz indirilen kudret helvası ve bıldırcınlar *Zikir ve ilimler* değil mi?
Daha ne ister bir kul Rabbinden. Bundan alâ nimet olur mu?
Hikmet ve ilmi görmezden gelen doymak bilmeyen nefsin, Hz Musanın kavminden bir farkı yok değil mi??
Öyleyse iyileşmek için gayret etmeli,
Tevhide, tefekküre, tebliğe sıkı sarılmalı,
Hastalıklı nefsin elinde kalmış ruhlara antibiyotik vermeli,
Şifayı bulduk, Şifayı da sunmalı,
Zikre devam etmeli, zikirle düşünmeli , zikre davet etmeli..
Iyilesmenin En önemli ve kolay yolu ;
🔹 *Yanlız Sana ibadet ederim, yardımı da Yanlız senden isterim* demektir...
✨
Marifet nefsi kanser eden tek yol,
Ruhu özgür eden derya deniz Tek yolculuktur..
Yaniii ;
Hastalıklardan kurtulmanın Tek yoludur uveyslik yolu.
Nasıl Mı??
*YAŞA VE GÖR*❤️