Allah’ın Resul’ünün selam ve bereketi üzerinize olsun ey hane halkı
Fatiha’nın 4. Ayetin önemi
Bismillahirrahmanirrahim
İlk zikre girişimde bir kardeşimiz ses kaydında Fatiha’yı anlatırken onun büyüklüğü ve derinliği hususunda gün geçtikçe yeni idrakler edindiğini ve hayretini ifade etmişti . O günlerde bunun ne demek olduğunu henüz farkında değildim , çünkü yeni doğmuş bir bebektim .
İlk imtihanımı rabbim vermişti , zikirde henüz 2-3 haftalıktım . Uyku benim için en zayıf noktamdı . Ve nefsim defalarca beni burdan vurmak istedi . Allah rehber öğretmenimden razı olsun bana Fatiha’nın 4. ayetine sarılmamı istemişti . Kısaca , Ona cc güvendiğini hissettir demişti . Merak etme tekrar hasta ne olman demişti . Bana ağırlık veren psikolojik rahatsızlığım vardı . aslında sırtımda taşıdığım bir yükmüş .
İnşirah / 2, 3. Belini büken yükünü senden alıp atmadık mı?
Bunu üzerimden almak istedi rabbim . Zikirden Yaklaşık 1,5 sene sonra aldı elhamdulillah. 20 yıllık geçmişime göre bu muhteşem bir hızla iyileşme süreciydi. Allah’ın muhteşem ve hayran olunur işine bakalım ya . Kuluna Onu bulması arayış içine sokması için bir sıkntı veriyor . Ve kurtuluş anahtarını da veriyor . Vermekle kalmıyor kapıyı açmana da müsade vermiş . Allah’ın Kainat içinde tasarrufuna ve işleyişine hayranım , O ne muhteşem güzellikte bir Allah ki , sınırsız merhamet, sevgi , şefkat , sabır ve adalet sahibiymiş . Halbuki marifet anahtarını uzatmış tebliğ etmiş olduğumuz kardeşlerimiz var . Çok azı aldı ve kapıyı açmak için merakta bulundu . O yüzden bize verilenlerin kıymetini bilmek lazım , herkese nasip olmuyor işte . Verenin şanı ne yücedir, demek lazım . Çünkü dünden fazla ama yarınlardan çooook eksiğim .
Nefsimin asılsız vesveseleri , empoze ettiği boş korkularını yersiz olduğunu yıllar sonra görecektim . İlk mutmain olacak ve olması gereken akıldır . Daha sonrasında nefs . Akıl ruhun tarafını tutmaya aslında her imtihan sonrası güçlendikçe geçer . Yani yaşayıp gördükçe. O yüzden , “rabbimiz her daim yeni bir şendedir “ ayetini yaşatmakta .
Rabbime güvendiğimi hissettirmek benim için daima çıkış kapısı oldu . Rabbe varmak için çokça merdiven çıkmak gibi . Birini geçtiğin vakit tekrar yeni birini aşman istenilir .
Bazen mahşerde ki Resul’ün o şanlı hamd sancağına benzetirim ( Fatiha 4 ) . Başımın üzerindeki korunma kalkanım ve şükür kaynağım desem yeri var .
Allah Kutsi hadisinde ; ben gizli bir hazine idim , bilinmek ve sevilmek istedim ! Gençlik çağımda dünyaya geliş amacımı merak ederdim . Hamd olsun ki uveys Veysel karane zikri sayesinde Marifet sonunda Allahımız izniyle sırrımıza vakıf oluyoruz . Hakikatte ise sırrının sırrına . Kendime sen sır meraklısı mısın ? Diye sormak geldi içimden . Hayır , çünkü ; ilim denizinden rızkımızı aramak istenilmemiş olsa , neden ruha ilim verile ki !? İlimde aslında sır değil mi , hep var olanı ama yeni gözlükler sayesinde ,yeni idrakler etmekte olduğumuz değilde nedir elhamdulillah. Marifetin ilim denizine dalmalıyım ki , Rabbimi bileyim ve kalp gözüyle göreyim var ettiği hakikatleri .
Lakin Burda nefsime bir parantez açayım , ancak Allah’ın izin verdiği kadarını idrak etme yetkisi var , nasipten ötesi yok . Üzerime düşen gayret .
Ancak sana ibadet ederiz , kısmı ; nefse geçit vermemek . Mümkün mertebe rabbin tek ilah oluşunu nefse hatırlatmak ! Niyetimizi ve her işimizi Onun rızası için . Nefsin arzu ve isteklerine değil , Allah’ın ve Resul’ünün dediklerine bakmak .
Ve yanlız senden yardım dileriz; imtihan anında aslında Rabbin Naz ve cilvesi tecelli ettiği vakit . Her an Agah olmayı istemeli . Nefsin ve iblisin şerrinden Ona cc sığınmakta buldum kolaylığı . Hikmetle gelmiştir gelen . Sabırla , susup beklemeli . Özellikle sus orucu çok güzel . Çünkü yaratılmış birine ağlamak sızlanmak ve derdini dökmek ne kadar büyük bir ahmaklık olduğunu yeni yeni öğreniyorum. Halbuki derdimi veren rabbim , yine alacakta O . Onun huzurunda göz , gönül yaşı dökmek ne güzelmiş halbuki . Ettiğim hataları yıkamakla kalmıyor, rabbım huzurunda hoş olmayan , ama kör olduğum pis huylarımı görmeyi nasip ediyor . Bilmesem farkında olmadığım şeyi nasıl düzeltmen mümkün olur ki . ! Ben çok güzelim , hoşum , kalbim temiz der zanndan öteye geçmiş olmam .
Fakat aldığımız bu ilmin de zekatı varmış . İlim almak yetmez . Daha fazlasını isteyenlere Resul’ümüzün unutulmuş sünnetini sevgili Muharrem hocam hatırlatmakta ;
“Amellerin en güzelini haber vereyim mi . Kıtlık zamanında açı doyuran , köle azat edendir” !
Allah’ımıza vereceğimiz en güzel borçtur bu . Biz verdikçe yine biz ve alem kazancak inşallah. Tek Ümmet olmayı nede özledik değil mi canlar . Mum misali , evvela içimizdeki aşka düşmek var , sonra o kıvılcımla etrafımızı aydınlatacağız ve ısıtacacağız inşallah . Kalpten kalbe giden bir yol var oda sevgidir . Dünya Sevgiye hasret . Yunus Emre Sultanım dediği gibi , Bize düşen bir kişi dahi olsa o gönle girmek . Salat Ü selam olsun şanlı Resul’üme ve yolundan gelenlere .